Ayşe Böhürler ile AKP'nin 25 yılı: 'Kendimizle yüzleşen bir partiyiz, esneme kabiliyetimiz var'

Adalet ve Kalkınma Partisi Kayseri Milletvekili Böhürler TBMM'deki odasında konuşuyor.
Fotoğraf altı yazısı, Adalet ve Kalkınma Partisi Kayseri Milletvekili Böhürler, TBMM'deki odasında, BBC Türkçe'nin sorularını yanıtladı.
    • Yazan, Mahmut Hamsici-Osman Kaytazoğlu
    • Unvan, BBC News Türkçe
    • Bildirdiği yer, İstanbul
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 8 dk

Adalet ve Kalkınma Partisi, kuruluşunun 25. yılını kutluyor.

Partinin Kurucular Kurulu üyesi Ayşe Böhürler, program ve tüzük üzerine çalışan ekipte yer almış bir isim.

Ayrıca 10 yıl boyunca partinin Merkez Karar Yürütme Kurulu'nda (MKYK) görev yaptı.

Gazeteci, yapımcı ve yazar Böhürler, 2023'teki genel seçimlerde Kayseri milletvekili seçildi.

Böhürler ile TBMM'deki odasında partinin çeyrek asırlık serüvenini konuştuk.

Milletvekili Türkiye'nin bu 25 yıllık AK Parti döneminde "güçlü bir devlet" haline geldiğini söylüyor.

Son yıllarda büyükşehirlerdeki oy düşüşlerini yorumlarken değişen sosyolojinin farkında olduklarını ve bunu anlamaya çalıştıklarını belirtiyor.

Partinin en büyük özelliklerinden birinin ilkelerini koruyarak esneme kabiliyeti olduğunu vurguluyor.

Ayrıca AK Parti'nin kadın hakları konusunda "devrimci bir parti olduğunu" savunuyor.

'AK Parti, Türkiye'de dindar insanların ayrımcılığa uğraması üzerine kurulmuş bir parti'

Böhürler, 12 Eylül döneminde üniversiteye başladığını, gençlik döneminde sivil toplum çalışmaları ve fikir hareketleri içinde yer aldığını söylüyor.

Bu dönemde başörtülü bir kadın olarak yaşadıklarının, AKP'nin kuruluşunda yer alma kararına rol oynadığını ifade ediyor:

"Biz o dönemin gençleri olarak kendimizi ifade etme, kendi kimliğimize sahip olma noktasında sorunlar yaşayıp, yasaklanıp, kamusal alandan dışlanıp, önümüze engeller getirilip, birçok badireyi atlattıktan sonra bu partiyi kurma sürecinin içine girdik."

"AK Parti'nin Türkiye'de dindar insanların ayrımcılığa uğraması, yok sayılması ve sistemin dışına itilmesi üzerine kurulmuş bir parti olduğunu" belirten Böhürler ekliyor: "Tek sebep bu değildir ama bu da önemli bir yer tutar."

1998 yılında İstanbul Üniversitesi önünde yapılan başörtüsü eylemlerinden bir kare

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, 1998 yılında İstanbul Üniversitesi önünde yapılan başörtüsü eylemlerinden bir kare

Partinin kuruluşunda herkesin Milli Görüş kökenli olmadığını, çok farklı eğilimlerden insanların biraraya geldiğini vurguluyor:

"Herkese, 'Türkiye merkezli düşünüyorsanız bizim partimiz içinde yer bulabilirsiniz' dedik ve birçok insan da geldi. Bu bir toplumsal uzlaşma partisiydi aslında.

"Daha önce ANAP'ın [Anavatan Partisi] dört eğilim meseleleri vardı ama bizimki onun daha da genişiydi."

Kuruluşta sol görüşlü insanlar da olduğunu söyleyen Böhürler kurucuları "Kan uyuşmazlığı olmayan ama farklı fikirlerden gelen insanlar" olarak tarif ediyor.

'En büyük hedefimiz bu devleti toparlamak, ekonomik olarak halkı kalkındırmaktı'

Türkiye'de 19 Şubat 2001'deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'e anayasa kitapçığı fırlatması derin bir ekonomik krizi tetiklemişti.

Böhürler, iktidara bu ortamda geldiklerini hatırlatarak ilk yıllarda önceliklerinin ekonomiyi düzeltmek olduğunu söylüyor:

"En büyük hedefimiz, bu devleti toparlamak, ekonomik olarak halkı kalkındırmak, özgüven sağlamak, her şeyden önce bu milletin kendine özgüven duymasını sağlamak ve ülkeyi güçlendirmekti."

Ekonomiden sonra Avrupa Birliği (AB) sürecinin de hedefleri arasında yer aldığını söylüyor:

"Nitekim cumhurbaşkanımız o dönemde AB ülkelerinin hepsini ziyaret ederek kendimizi anlattı. Aslında kendimizi tarif ettik. Bizim kendimizi doğru tarif ettiğimizi düşünüyorum."

AB, 2004 yılında Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlama kararı aldı. Ancak 2018 itibariyle müzakereler fiilen durdu. İki taraf duraklamadan birbirini sorumlu tutuyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi Kayseri Milletvekili Böhürler TBMM'deki odasında konuşuyor.
Fotoğraf altı yazısı, Ayşe Böhürler, Türkiye'nin AKP iktidarında "güçlü bir devlet" haline geldiğini söylüyor.

'Kadın hakları konusunda AK Parti devrimci'

Türkiye'de, son yıllarda çeşitli kadın örgütlerinin iktidara yönelik eleştirileri artıyor.

İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılması, kadın cinayetlerinin durdurulamaması, kadın eylemlerine müdahaleler gibi konular bu eleştiriler arasında yer alıyor.

Bunları sorduğumuz Böhürler, uzun yanıtında özetle şunları söylüyor:

"AK Parti'nin kadınlara yönelik hakları yasalaştırma sürecine herkes vakıf.

"Biz ülkenin hemen her yerinde kadınların eğitime erişimini destekledik ve bunun önünü açtık. Şiddete uğrayan kadınların müracaat edecekleri ALO 183 şiddet hattı dahil olmak üzere o mekanizmaları kuran AK Parti'dir."

Kadınlar yanyana mor bir pankart taşıyor. Arkadaki dövizlerde "İstanbul Sözleşmesi bizim", "AKP elini sözleşmeden çek" yazıyor.

Kaynak, Mine Toz/SOPA Images/LightRocket /Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararına karşı Kadıköy'de düzenlenen bir protesto. 23 Temmuz 2022

Türkiye, 2011 yılında kadınlara karşı şiddeti önlemek için hazırlanan İstanbul Sözleşmesi'ni onaylayan ilk ülke olmuştu. 2021 yılında cumhurbaşkanlığı kararıyla sözleşmeden çekildi.

Ayşe Böhürler "İstanbul Sözleşmesi kalktı ama [kadına karşı şiddetin önlenmesine dair] 6284 sayılı yasa uygulanıyor. 2004'te gelen kadın erkek eşitliği anayasal teminatı, 2011'de gelen [özel sektörde] kadına pozitif ayrımcılık teminatı çok önemlidir" diyor ve devam ediyor:

"Türkiye kadın hakları konusunda Avrupa standartlarında yasalara sahip bir ülke.

"Türkiye'nin birçok yerinde kadın sığınma evlerine gittim, kadınlara verilen istihdam desteklerine, sosyal yardım desteklerine de bizzat tanık oldum.

"Ben kadın hakları konusunda AK Parti'nin devrimci bir parti olduğunu düşünüyorum."

Bir grup türbanlı kadın, ellerinde Türk bayrağı ve AKP bayrakları var. Önlerinde bir erkek polis duruyor.

Kaynak, Scott Peterson/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Diyarbakır'da Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'ün katıldığı seçim mitingini izlemek için biraraya gelen AKP destekçileri. 24 Haziran 2007

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na göre 2025 yılında erkekler tarafından en az 294 kadın öldürüldü, 297 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.

Böhürler kadın cinayetleriyle ilgili "Toplumsal değişimle kadına yönelik şiddette farklı boyutlar ortaya çıktı. Şimdi kadın cinayetlerinin başka bir boyutu var ve bununla da mücadele ediyoruz" diyor.

Milletvekili Adalet Bakanı Akın Gürlek'in bu yıl içinde faili meçhul kadın cinayetlerini araştıran bir komisyon kurduğunu hatırlatıyor.

Kadınların siyasete katılımı ve bürokrasideki kadın oranın kendi iktidarları döneminde arttığını belirten Böhürler, AK Parti'de kadın kolları dışındaki her teşkilatta mutlaka on kadın yönetici olduğunu söylüyor.

Bürokraside, örneğin kaymakamlık ve büyükelçilik görevlerinde, kadınların özellikle tercih edilir hale geldiklerini belirtiyor.

Böhürler, eleştirilerle ilgili şu yorumu da yapıyor:

"2002'den bu yana her seçimde kadın seçmen daha çok AK Parti'yi takip ediyor. Bu kadın seçmen düşünemiyor mu? Bunları göremiyor mu?"

Birleşmiş Milletler raporlarına göre TBMM'de kadın vekillerin oranı 1995 yılında yüzde 2,4 iken 2024 itibariyle yüzde 19,9'a kadar yükseldi.

'Seçimler gayet demokratik yapılır'

Erdoğan, 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde kampanya sırasında. Arabadan el sallıyor. Önünde bir grup polis var.

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, Erdoğan, 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde kampanya sırasında.

İktidara yönelik son yıllarda artan otoriterleşme eleştirilerini sorduğumuz Ayşe Böhürler, bu suçlamaları reddediyor:

"Türkiye'de seçimler yapılır ve her zaman bu seçimler gayet demokratik yapılır.

"Batı'dan baktığında Amerika'daki otoriterleşmeyi önemsemeyip Türkiye'de otoriterleşme adıyla bir başlık açmasını bir tür Türk siyasetini yönetme arayışı olarak görüyorum."

'Yirmi beş yıl, son derece farklı fikirleri dinleyen bir liderle çalıştım'

Böhürler AK Parti içinde de önemli bir istişare kültürü olduğunu vurguluyor:

"Yirmi beş yıl, son derece farklı fikirleri dinleyen bir liderle çalıştım. Ben 10-15 yıl MKYK üyeliği yaptım. Çok uzun toplantılara, çok kritik toplantılara da katıldım. Ve bu toplantılarda [en] az konuşan cumhurbaşkanımızdır.

"Onun haricinde sohbet halkaları vardır. Cumhurbaşkanımız sadece siyasi mekanizmaları dinlemez. O sohbet halkalarında da bir sürü insanı dinler. Bu güçlü liderlik inşasında bu çok sesli yapının büyük etkisi vardır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahnede el sallıyor. Arkasında AKP logosu var.

Kaynak, Ercin Erturk/Anadolu/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin 25. kuruluş yıldönümü etkinliğinde. 14 Ağustos 2026

Böhürler, Erdoğan'ın toplantı kültürünü şöyle anlatıyor:

"Cumhurbaşkanımız beş dakikalık bir açılış konuşması yapar. Ondan sonra herkesin fikrini sorar, dinler.

"'Ben böyle düşünmüyorum' dersiniz. 'Ben sizin fikrinize katılmıyorum' dersiniz ki ben bunu çok söylemiş birisiyim. Bazen kendisi de itiraz eder, 'Ama şunu da dikkate al' der.

'Değişimi anlamaya gayret ediyoruz'

İktidar partisinin oyları, son yıllarda büyükşehirlerde düşüş gösteriyor.

Bu en son 2024 yerel seçimlerinde de görünür oldu.

Bu tabloyu sorduğumuz Böhürler, "Biz kendisiyle yüzleşen bir partiyiz" dedikten sonra devam ediyor:

"Bir defa seçmen kitlesindeki değişimi görüyoruz. Genç bir seçmen geldi, bizim yaşadıklarımızı, sürecimizi bilmeyen bir seçmen. İkincisi, dijitalleşmeyle birlikte sosyal medya başka bir takım etkiler ortaya çıkarttı.

"Dünya 2000'lerin dünyası değil. Daha başka meseleler ön plana gelmeye başladı. Siyasetin argümanları değişti. Biz bunları hazırladığımız raporlarla analiz ediyoruz ve kendimizi bu değişime adapte etmeye gayret ediyoruz."

Böhürler, AK Parti'nin "esneme kabiliyeti" olan bir parti olduğunu savunuyor:

"Bir taraftan ilkeleri koruyorsunuz. Partinin kuruluş ilkeleri var. Ayağınızı Türkiye merkezli bir siyasete basıyorsunuz ama öbür taraftan da dünyadaki gelişmeler değişimler karşısında esnek bir politika uyguluyorsunuz.

"Yani dünyadaki gelişmeler, Türkiye'deki gelişmeler, toplumsal değişmeler, sosyolojik değişme, dünyanın her yerinde teknolojiyle birlikte başka bir boyutta ve bütün bunlara karşı AK Parti'nin esneme kabiliyeti var.

"İlkesel duruşunu her zaman korur. Ama onun etrafında her zaman dünyadaki gelişmeler, sosyolojik değişmeler bizi etkiler, değiştirir, yeniler. Bu dinamizm AK Parti'yi 25 yıla kadar taşıdı."

Gülen yapılanması: 'Engelleyen kişi Recep Tayyip Erdoğan'dır'

Böhürler'e, iktidar partisi ile Gülen yapılanması arasında uzun süre yakın ilişkiler olduğunu hatırlatıyoruz.

Bunun bir hata olup olmadığını sorduğumuzda parti kurulurken birçok farklı eğilimin burada kendisine yer bulduğunu, bunlar arasında dindar kesimlerin içindeki grupların da olduğunu söylüyor ancak Gülen yapılanmasının bunu "kötüye kullandığını" savunuyor:

"Bunlar bunu kötüye kullanarak bir sarmaşık gibi devletin birçok mekanizmasına legale olmayan, hak etmedikleri şekilde sızmaya çalıştılar ve bir tür devleti ele geçirme sürecine girdiler.

"15 Temmuz [2016] darbe girişimiyle bu örgütlenme devleti ele geçirme amacını ifşa etmiştir. Niyetini aleni hale getirmiştir. Devletin üst kademesini, orduyu ele geçirmeye çalışmıştır.

17 Nisan 2014'te Gaziantep'teki bir hediyelik eşya dükkanında satılan, üzerinde Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan'ın olduğu küçük halılar.

Kaynak, OZAN KOSE/AFP via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Gülen yapılanması ile AKP arasındaki kriz, MİT krizi ve dershanelerin kapatılmasıyla başladı.

"Ama bunu engelleyen kişi Recep Tayyip Erdoğan'dır. Onun milletiyle dayanışmasıdır, halkımızdır, halkın bir defa ona olan güvenidir, liderine olan güvenidir."

15 Temmuz sonrasındaki yargılamalarda mahkemeler, girişimin arkasında Fethullah Gülen yapılanması olduğuna hükmetti. Kamuda bu yapılanmaya yönelik büyük bir tasfiye başladı.

Yolsuzluk soruşturmaları

Muhalefet belediyelerine yönelik yolsuzluk soruşturmalarını sorduğumuzda bunların hukuki süreçler olduğunu belirtiyor.

Kamuoyunda, neden sadece muhalif belediyelere operasyon yapıldığının sorgulandığını hatırlattığımızda İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye referans vererek 591 AK Partili belediyeye, 301 CHP'li belediyeye, 101 MHP'li belediyeye yönelik soruşturma izni verdilğini sölüyor.

Böhürler "Bu noktada bir ayrım göz etmiyoruz. Belgelenen, şikayet edilen, Sayıştay raporlarında ortaya çıkan her duruma karşı adalet sistemimiz gerekeni yapacaktır" diyor.

İstanbul'da İmamoğlu protestolarına katılan kalabalık bir kitle önünde bir kadın İmamoğlu'na özgürlük yazılı bir poster tutuyor

Kaynak, Tolga Sezgin/SOPA Images/LightRocket / Getty Image

Fotoğraf altı yazısı, İstanbul'da İmamoğlu'nun tutuklanması sonrasında CHP'nin her hafta bir ilçede düzenlediği mitinglerden biri - 10 Eylül 2025

31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra aralarında İstanbul, Adana, Bursa ve Antalya'nın da bulunduğu yaklaşık 50 il ve ilçede belediye başkanları tutuklandı veya görevden uzaklaştırıldı, bazılarına kayyum atandı.

Yeni Parti, 29 Temmuz'da yaptığı açıklamada bu süreçte 41 CHP'li belediyeye operasyon yapıldığını söyledi.

Yolsuzlukla mücadele başarılı oldu mu?

AK Parti'nin 2002'deki vaatlerinden birinin de yolsuzlukla mücadele olduğunu hatırlatarak iktidarın bu konuda başarılı olup olmadığı soruyoruz.

Böhürler yolsuzlukla mücadelede başarılı olduklarını, bunda kurumsallaşmanın önemli rol oynadığını söylüyor:

"Yolsuzluğu araştırma komisyonu kuruldu. Kurumsallaşma sağlandı.

"Türkiye'de birçok alanda sadece uygulayıcı kurumlar değil, bir de uygulayıcı kurumları denetleyen mekanizmalar var."

Söyleşinin sonunda Böhürler, iktidar partisinin 25 yılını değerlendirirken önce Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde güçlü bir liderlik oluştuğunu, sonra da güçlü bir devlet oluştuğunu söylüyor:

"Türkiye bu 25 yıllık AK Parti iktidarında güçlü bir devlet olmuştur. AK Parti önümüzdeki 25 yılı da planlayan, projelendiren, o 25 yıla dair de hedef koyan bir iktidar olmuştur."