Beklentiler, tereddütler ve eleştiriler: 'Çerçeve yasa' Diyarbakır'da nasıl karşılandı?

Kaynak, Reuters
- Yazan, Hatice Kamer
- Unvan, BBC Türkçe
- Bildirdiği yer, Diyarbakır
- Yayın tarihi
- Okuma süresi 6 dk
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 10 Ağustos'ta 467 oyla kabul edilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", Diyarbakır'da hem beklentileri hem de eleştirileri beraberinde getirdi.
12 maddeden oluşan ve kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak da bilinen düzenleme, PKK'nın silah bırakması ve örgüt üyelerinin geri dönüş sürecine ilişkin hükümler içeriyor.
Diyarbakır'da konuştuğumuz birçok kişi, düzenlemenin çözüm süreci açısından önemli bir adım olarak görülse de, Kürt sorununa dair somut adımlar içermediği görüşünde.
Kentteki yaygın kanaate göre yasa, demokratikleşme ve kolektif haklara ilişkin beklentileri karşılamaktan uzak, ortada da şartlı bir silah bırakma sürecinden başka bir şey yok.
Diyarbakır'da görüşlerini aldığımız Kürtlerin beklentileri arasında 10 yıldır cezaevinde olan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş gibi siyasi tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılması ve kayyum uygulamasının son bulması ile eşit yurttaşlık ve ana dilde eğitim gibi somut adımlar yer alıyor.
'Barış için kim adım atacaksa elinden tutmak lazım'
Diyarbakır'da yaşayan 50 yaşındaki Yüksel "çerçeve yasayı", "iki tarafın kısıtlı bir alanda uzlaştığı bir belge" olarak nitelendiriyor.
Yasanın toplumsal beklentileri karşılamadığını söyleyen Yüksel, bununla birlikte 40 yıldır süren çatışmaların son bulmasının ve can kayıplarının engellenmesinin çok önemli olduğunu vurguluyor.
"Biz çatışmanın içinde, şiddet ortamında büyüdük; ne çocukluğumuzu yaşadık ne gençliğimizi. Tanıdığım birçok insan bu şiddet ortamında hayatını kaybetti" diyen Yüksel, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"En önemlisi bundan sonra insanların ölmeyecek olması. Barış için kim adım atacaksa elinden tutmak lazım, umudumuzu diri tutacağız."
'Kızım gelirse tutuklanır diye korkuyorum'
Dilber Zengin Oyunlu, Diyarbakır'ın Lice ilçesinin Birlik (Çemelik) köyünde yaşıyor.
En küçük kızı Şinda, 15 yaşındayken, 2020'de PKK'ya katılmış.
Dilber kızı için, "Bölgede başlayan bir askeri operasyonda, torunlarım da dahil, ailemden dokuz kişi gözaltına alındık ve yardım-yataklıktan tutuklandık. Yaşadığımız bu olaylar kızıma ağır geldi, ben hapisteyken dağa gitti'' diyor.
Daha sonra PKK'nın 11 Temmuz 2025'te Süleymaniye'de Casene Mağarası'ndaki silah yakma törenine kadar Şinda'yı görmemiş Dilber.
O güne kadar, hayatta olup olmadığını bilmediği kızını, o gün tesadüfen televizyonda görmüş.
Şinda, silahını yakan 15 kadın PKK'lıdan biriymiş.
Dilber, "Onu televizyonda silahını bırakan kadın gerillalar arasında görünce şok oldum ve hayatta olduğu için çok sevindim'' diyor.

Kaynak, Nermin zengin
En büyük ümidi, kızının özgür bir ortama geri dönmesi.
Ancak o da, "çerçeve yasayla" ilgili güven sorunu yaşadığını söylüyor.
"Daha önce de bir süreç yaşandı, Habur'dan gelenlerin tamamı tutuklandı...Ben yine aynı şeyler yaşanır, kızım gelirse tutuklanır diye korkuyorum.
"Devlet güvenilir adımlar atsın. Önce hapisteki siyasi tutukluları serbest bıraksınlar. Dağdakiler de onlardan sonra gelsinler.''
'Sürecin daha iyiye gittiğinin işareti olarak görülüyor'
BBC Türkçe'ye konuşan Kürt Araştırmaları Merkezi Direktörü Reha Ruhavioğlu, "Kürt sokağında" tereddütler fazla olsa da, yasayla atılan adımın, sürecin daha iyiye gittiğinin bir işareti olarak görüldüğünü söylüyor.
Reha Ruhavioğlu'na göre yasaya yönelik eleştirilerin nedeni; hükümetin takdir yetkisinin fazla olması, ceza ertelemelerindeki kısıtlamalar ve düzenlemenin PKK'nın komuta kademesindekilerini kapsamaması.
Ruhavioğlu, ''Çoğu kişi tek bir yasayla tüm sorunların çözülemeyeceğinin farkında ama bu yasa, süreci devam ettirme iradesinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor'' diyor.
Önceki süreçlerin, PKK'nın silah bırakması ve üyelerinin geri dönüşünü planlama aşamasına kadar gelemediğini hatırlatan Ruhavioğlu, ''Kürt toplumunda 'Bu sefer oluyor' hissi hakim'' diye konuşuyor.
Ruhavioğlu'na göre yasa, PKK üyelerinin silahsızlanması konusunda iç tutarlılığa sahip ancak Kürtlerin kolektif hak taleplerini karşılamıyor:
''Kürt toplumunun beklentileri maksimalisttir. Tek seferde tüm meseleyi çözecek, demokratikleşmeyi de içeren bir yasa arzulanmaktadır ama bunun adım adım ilerleyeceğini ön görebiliyoruz'' diyor.
'Kürt meselesini silahtan arındırma süreci'
Ruhavioğlu, hükümetin bu süreci, "Kürt meselesini silahtan arındırma süreci" olarak gördüğü görüşünde.
''Örgütün silahlanma nedeninin, Kürtlerin demokratik haklarının elde edilememesi olduğu biliyoruz. Yani sonucu ortadan kaldırıyorsunuz ama sebepler ve problem ortada duruyor.''
Kürtlerin, silahlar devreden çıktığında demokratikleşme adımlarının gelmesini beklediğini vurgulayan Ruhavioğlu, ''Silahla bir şey elde etmenin artık mümkün olmadığı görülüyor" diyor ve ekliyor:
"İşte burada, hükümetin demokratikleşme yönünde teşvik edici mekanizmaları hayata geçirmesi, bu uğurda adımlar atmasını sağlamak konusunda muhalefete çok iş düşüyor."
'Tarafların aşamalı bir uzlaşmaya vardığı anlaşılıyor'
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doktor Vahap Coşkun ise "çerçeve yasada" Kürt sorunuyla ilgili herhangi bir öneri ya da tespite yer verilmemesine yönelik tereddütlerin zamanla giderilebileceğine inanıyor.
Sürecin aşamalı bir yapısı olduğunu hatırlatan Coşkun, ''Toplumda, yasal çerçevenin kapsamının Öcalan ve örgüt yöneticilerini de içerecek şekilde daha geniş olabileceği beklentisi yüksek olsa da, tarafların aşamalı bir uzlaşmaya vardığı anlaşılıyor'' diyor.
Coşkun, yasanın asıl amacının, PKK'nın silahsızlandırılması olduğunun altını çiziyor.
Coşkun'a göre, silahın ortadan kalkmasıyla, Kürt meselesinin siyasi ve hukuki platformlarda daha yoğun tartışılmasının da önü açılacak:
''Kürt meselesinden bir çözüm bekleyenlerin bu yasadan tatmin olmamalarını anlıyorum ama bu sürecin önceliği silahı tamamen ortadan kaldırmaktır, doğrudan Kürt meselesini çözmek değil.
Coşkun, yasayla, PKK'nın silahsızlandırılması ve sorunun çatışma zemininden hukuk zeminine çekilmesinin amaçlandığını vurguluyor, "Sonraki adımlar elde edilecek sonuçlara göre ilerleyecektir" diyor.
Coşkun'un bu noktada altını çizdiği nokta, yasanın zamana çok yayılmadan, bir an önce hayata geçmesinin çok önemli olduğu:
''MGK'nın bu yaz ayları veya en geç Ekim ayındaki toplantısında karar alabileceğini düşünüyorum. Cezaevlerinden çıkışlar, dağdan inişler ve Avrupa'dan dönüşler gibi somut adımların görülmesi, sürece olan güveni artıracaktır.''
'Eleştiri yapan kesimler alternatif bir çözüm ortaya koymuyor'
Vahap Coşkun, hem devletin hem de PKK'nin geçmişten dersler çıkardığı görüşünde. Bu nedenle, sürecin geleceğiyle ilgili olarak önümüzdeki dönemlerde yeni yasa, ya da mevcut yasalarda değişiklik gibi somut adımlar atılmasını öngörüyor.
Coşkun, ' Çatışmaların bitmesi, bir tek insanın bile ölmeyecek olması, tek başına büyük bir kazanım" diyor ve ekliyor:
"Eleştiri yapan kesimler alternatif bir çözüm ortaya koymuyor. Ama onlar da biliyor ki, çatışmaların devam etmesi Kürtlerin lehine bir durum olmayacaktır.''
'Çerçeve yasa' neler öngörüyor?
"Çerçeve yasa", PKK/KCK'nın tasfiyesi ve silah bırakması durumunda devreye girecek adli ve idari mekanizmaları öngörüyor.
Yasanın öngördüğü temel düzenlemelerin başında;
- Örgüt üyeliği, yardım, yataklık ve propaganda gibi suçlarda adli süreçlerin ertelenmesi,
- İstisnalar hariç, üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezası gerektiren suçlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla ceza gerektiren suçlarda ise 10 yıl süreyle erteleme uygulanması,
- Kesinleşmiş cezası olan hükümlülerin cezalarının infazı da aynı süre sınırlarıyla (5 veya 10 yıl) askıya alınması,
- Erteleme süresi içinde söz konusu kişinin "yeniden bir terör suçu işlemesi" halinde erteleme kararının kaldırılması ve hukuki süreçlerin aynen devam etmesi geliyor.
Örgüt faaliyeti kapsamında işlenmiş olsa bile kasten öldürme suçları yasa kapsamına girmiyor.

1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlar da düzenleme kapsamı dışında.
Düzenleme hükümlerinden faydalanan kişilere 2-3 yıl süreyle siyaset yasağı uygulanacak.
PKK'lıların beraberinde getirdiği veya beyan ettiği tüm silah, patlayıcı ve askeri malzeme İçişleri ile Milli Savunma Bakanlığı koordinasyonunda teslim alınıp kayda geçirilecek.
Sürecin koordinasyonu için Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında; Adalet, İçişleri, Dışişleri, Milli Savunma bakanları ile MİT Başkanı, MGK Genel Sekreteri ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri'nden oluşan bir kurul kurulacak.
Sürecin her aşamasını çok partili bir şekilde denetlemek amacıyla TBMM çatısı altında 17 üyeli bir İzleme Komisyonu oluşturulacak.
Kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kamu görevlilerinin, bu faaliyetleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmayacak.
Erdoğan DEM Parti'nin İmralı heyetini kabul etti, Bahçeli 'Kaybedecek vaktimiz yok' dedi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "çerçeve yasanın" Meclis'ten geçmesinin ardından 12 Ağustos'ta yayımladığı açıklamada, "Kaybedecek vaktimiz yoktur," diyerek yasada öngörülen hukuki ve idari süreçlerin mümkün olan en kısa sürede devreye alınması gerektiğini söylemişti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Ağustos'ta DEM Parti İmralı heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar'ı kabul etmişti.
AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın'ın da katıldığı görüşme sonrası DEM Parti'den yapılan açıklamada, "Süreçte gelinen aşamanın önemi ve bundan sonra yapılacaklar karşılıklı olarak değerlendirildi" denilmişti.












