CHP'nin önündeki kurultay seçenekleri ne?

    • Yazan, Fundanur Öztürk
    • Bildirdiği yer, Ankara
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 5 dk

CHP'ye mutlak butlan kararının ardından siyasetin odağı CHP'deki muhtemel kurultay senaryolarına çevrildi.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden genel başkanlık görevine dönmesine hükmeden mahkeme kararının ardından siyasette çeşitli senaryolar tartışılmaya başlandı.

Özgür Özel 26 Mayıs'taki İzmir mitinginde Kılıçdaroğlu'na, derhal iki milyon CHP'li üyenin katılımıyla genel başkan seçimi yapma çağrısında bulundu.

Özel ve Kılıçdaroğlu kurultay düzenlenmesi konusunda hemfikir olduklarını söylüyor; ancak zamanlama konusunda ayrılıyor.

Kılıçdaroğlu'na yakın isimler ise "parti içi arınma" gerçekleşmeden, kısa sürede kurultay yapılamayacağını ifade ediyor.

Özel ise hemen bayramdan sonra delegelerin ya da CHP üyelerinin iradesine başvurmak gerektiğini söylüyor.

Peki, ana muhalefet partisinin önünde yeni genel başkanlık seçimine dair hangi senaryolar bulunuyor?

'Önce parti sakinleşmeli ve arınmalı'

BBC Türkçe'ye konuşan İzmir Milletvekili Mahir Polat, kurultay için partinin sakinleşmesini beklemek gerektiğini söylüyor:

"Ortada delegelerin iradesinin rüşvet çarklarıyla sakata uğradığını söyleyen bir mahkeme kararı var. Mahallelerden başlayan yeni ve temiz bir kurultay süreci açılabilir."

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Gürsel Tekin de mevcut delege ile olağanüstü kurultaya gidilemeyeceğini savunuyor.

Tekin, 196 İstanbul delegesinin tedbirli şekilde oy kullanamaz durumda olduğunu ve dokuz delegenin ise üç gün önce tutuklandığını söylüyor.

Soruşturma dosyasında ismi geçen 163 delegenin ise akıbetinin belli olmadığını söyleyerek, "Mevcut süreci sakatlayan aynı delegelerle kurultay yaparak sorunu kökten çözemezsiniz" diyor.

Tekin, mahallelerde sıfırdan delege seçimiyle başlayacak bir kurultay sürecinin, yedi ayda tamamlanabileceğini belirtiyor.

'Mevcut delegeler kurultaya engel değil'

Özel yönetiminin Adalet Politika Kurulu Başkanı ve Anayasa Hukuku Profesörü Şule Özsoy Boyunsuz ise hukuken delegelerin halen görevde olduğunu ve delege bahanesiyle kurultayın engellenemeyeceğini söylüyor:

"Bunlar henüz yargılanması devam eden, mahkûm olmamış insanlar. Masumiyet karinesi, dünya hukuk tarihinin en temel prensibidir, ondan da mı geriye gidiyoruz?

"Kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan, açılan iddianameler delil olarak sunuluyor. Devam eden davalar nasıl delil olabilir?

"Her seviyede büyük bir hukuk cinayeti işleniyor. İnsanlar suçsuzluğunu ispatlamak durumunda bırakılıyor."

Boyunsuz, tartışmalı İstanbul delegelerinin dışarıda tutularak iki olağanüstü kurultay yapıldığını ve Özel'in yine de genel başkan seçildiğini hatırlatıyor.

Ayrıca kanuna göre iki defa üst üste olağan kurultayını yapamayan partinin kendini feshetmiş sayıldığını ve aslında derhal kurultay yapılması gerektiğini söylüyor.

"Ancak bunlar seçim kazanamayacağını bilen, Cumhur İttifakı'na dahil olarak, bir tür otoriter rejimin kendilerine biçtiği role talip olan insanlar.

"Topluca milli iradeye savaş açmışlar, sandıktan kaçacaklar, kurultaya gitmemek için her şeyi yapacaklar."

'Kılıçdaroğlu'nu destekleyen bir delege kadrosu hedefleniyor'

Ülke genelinde mahallelerden başlayacak bir kurultay süreci, çok daha uzun bir prosedür anlamına geliyor.

Sırasıyla mahalle delegesi seçimi, ilçe kongresi, il kongresi, kurultay delegasyonu seçimi ve en sonunda kurultay seçimleri gerçekleşecek.

Askı listeleri, itiraz süreleri, seçim tarihleri ve kongreler zinciri düşünüldüğünde, sürecin bir yıla kadar uzanabileceği ifade ediliyor.

BBC Türkçe'ye konuşan Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tanju Tosun, Kılıçdaroğlu'nun süreci zamana yayarak, kendisini destekleyen yeni bir delege yapısı kurmak isteyeceğini söylüyor:

"Ortaya yeni delege adayları çıkacak ya da eskiden delege olup Özel ve ekibi tarafından dışarı bırakılanlar yeniden dahil olmak isteyecek."

"Genel merkezin kontrol ettiği delege yapısıyla bir sonraki kurultaydaki genel başkanlık yarışını kazanmak hedeflenecek."

Tosun, bu süreçte parti örgütleri ve taşra teşkilatlarının kimin yanında konumlanacağının belirleyici olacağını söylüyor.

Partinin maddi kaynaklarını elinde tutan genel merkez yönetiminin bu avantajı kullanacağını belirtiyor:

"Kılıçdaroğlu ve ekibinin sahip olduğu maddi kaynak, herhangi bir ilçe teşkilatına alınacak bir dosya A4 kağıdının bile belirleyicisi olacak.

"Tüm bu maddi kaynakları kontrol eden genel merkez, il ve ilçelerde Özel'e olan sempatiyi bir şekilde koparmak isteyecek.

"Yerelde mümkün olduğunca Özel ve örgüt arasındaki bağı koparmak, niceliksel anlamda gücünü kırmak hedeflenecek."

'Kılıçdaroğlu elindeki parti kaynaklarını kullanacak'

Tosun, bu stratejinin ya maddi kaynak dağıtımı gibi mekanizmalarla ya da parti içi disiplin süreci işletilerek uygulanacağını söylüyor.

Taşrada Özel'e olan destek azalırsa, bu kadrolara Kılıçdaroğlu yönetiminin desteklediği isimlerin geleceğini belirtiyor.

Tosun, Kılıçdaroğlu'nun maddi kaynakları elinde tutmasının yanı sıra, CHP'deki siyasi kariyer kadrolarının da dağıtıcısı konumunda olacağını ifade ediyor:

"Siyasette ideolojilerin yanı sıra kişilerin politik kariyer beklentileri de etkilidir. Eğer kısa vadede kurultayla bir genel başkan değişimi olmazsa, CHP'deki siyasi kariyer fırsatlarını Kılıçdaroğlu ve ekibi dağıtacak. Herkes buna göre pozisyon almak durumunda olacak.

"Belediyelerde önümüzdeki dönem yeniden seçilme kaygısı öne çıkabilir. Kılıçdaroğlu'nun kalıcı olacağına dair bir kanaat oluşursa, Özel'e sırt çevirebilirler."

'Mevcut delegeler hukuken hala geçerli'

CHP tüzüğüne göre olağanüstü kurultay; genel başkan çağrısıyla, Parti Meclisi'nin salt çoğunluk kararı ya da delegelerin beşte birinin imzasıyla toplanabiliyor.

Genel başkan seçilebilmesi için ise delegelerin salt çoğunluğunun desteği gerekiyor.

Olağanüstü kurultay yapılabilmesi için, yeniden mahalle sandığı kurularak sıfırdan delege seçimi yapma şartı bulunmuyor.

Ancak tartışma, mevcut delegelerin meşruiyeti ve yenilenip yenilenmeyeceği noktasında ortaya çıkıyor.

BBC Türkçe'ye konuşan Seçim Hukuku Dergisi Baş Editörü Doç. Dr. Fatih Güler, mevcut delegelerin hukuken halen geçerli olduğunu ifade ediyor.

Güler, 38. Bölge Adliye Mahkemesi'nin mutlak butlan kararında, mevcut delegelerin hukuki meşruiyetini sona erdiren bir hüküm olmadığını belirtiyor.

"Kararda delegelerin düşürülmesi söz konusu değil. Delegelerin düşürülmesine karar verecek makam zaten asliye hukuk mahkemesi değil. İradesi fesada uğramış olsa bile mevcut delegelerin delegeliği devam ediyor."

Delege çağrısına rağmen olağanüstü kurultay toplanmazsa ne olur?

Peki, eğer beşte bir oranında delege imzasına rağmen, 45 gün içerisinde olağanüstü kurultay toplanmazsa ne olur?

Güler, bu durumda Özel ve kurultay delegelerinin çözümü sulh ceza mahkemesinde aramak zorunda kalabileceğini söylüyor:

"Yeter sayıda delege imzasına rağmen kurultay çağrısı yapılmazsa, YSK'nın genel başkanı kurultay yapmaya zorlayacak bir hukuki mekanizması yok.

"YSK görev sınırıyla ilgili olarak, genel başkan adayları belirlendikten sonraki seçim aşamasında görevli olduğunu söylüyor.

"Bu durumda Özel, olağanüstü kongrenin toplanması talebini sulh hukuk mahkemesinden istemek durumunda kalabilir."