You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Meme kanserinde kemoterapi alması gerekmeyen hastalar için DNA testi geliştirildi
- Yazan, Alicia Curry
- Yayın tarihi
- Okuma süresi 3 dk
İngiltere'de yapılan çalışmalar milyonlarca meme kanseri hastasının kemoterapiye yanıt verip vermeyeceğine ilişkin yeni bir DNA testi kullanılabileceğini ortaya koydu.
Deneme sonuçlarına göre, bilim insanları tedaviden fayda görme olasılığı yüksek olan hastalar ile olmayanları ayırt edebilen bir DNA testi geliştirdiği için milyonlarca meme kanseri hastası kemoterapi dışındaki tedavi yöntemlerine yönlendirilebilecek.
Uluslararası çalışma, katılımcılarının üçte ikisinden fazlasının kemoterapinin yan etkilerinden korunabileceğini ve yalnızca hormon tedavisiyle tedavi edilebileceğini gösterdi.
Kemoterapi yorgunluk, mide bulantısı, saç dökülmesi, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve doğurganlık sorunlarına yol açabiliyor.
University College London (UCL) liderliğinde yürütülen çalışma, İngiltere, Norveç, İsveç, Avustralya, Yeni Zelanda ve Tayland'da 40 yaşın üzerinde yeni teşhis konmuş 4 binden fazla hastayı kapsıyor.
Bilim insanları, meme kanserinin ilerlemesinde rol oynayan 50 genin aktivitesini ölçmek ve hastalığın geri dönme riskini hesaplamak için Prosigna adlı bir gen testini kullandı.
Düşük skor alanlar, yani grubun üçte ikisi kemoterapi ile tedavi edilmedi. Bu grubun beş yıllık hayatta kalma oranı yüzde 93,7 olurken, tedavilerinin bir parçası olarak kemoterapi alan hastalarda bu oran yüzde 94,9 olarak kaydedildi.
Meme kanserinde birincil tedavi genellikle tümörlerin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Kemoterapi ise genellikle sonrasında hastalığın tekrar etme riskini azaltmak için önerilir.
Ayrıca yakın lenf düğümlerine yayılmış erken evre meme kanseri olan hastalara da sıklıkla kemoterapi önerilir.
UCL, doktorların en yaygın meme kanseri türüne sahip hastalarda tedavinin sınırlı fayda sağladığından endişe duyduğunu belirtti.
Üniversite, deneme sonuçları sayesinde her yıl 5 binden fazla NHS hastasının kemoterapiden kaçınabileceğini söyledi.
Cardiff'ten Karen Bonham, denemeye katıldı ve sonuçların "büyük bir rahatlama" hissettirdiğini ve "adeta bayram ettiğini" söyledi.
64 yaşındaki Bonham, Prosigna testi sayesinde kemoterapi almadı ve bunun yerine sekiz yıl boyunca radyoterapi ve hormon tedavisi aldı.
"Kanser teşhisi ve tedavisi sarsıcı olabilir. Kesinlikle sizi belirsizliklerle dolu bir dünyaya itebilir. Hayattaki öncelikler yeniden şekillenir, tek istediğiniz hayatta kalmaktır."
Çalışmanın bulguları Cumartesi günü ABD'nin Chicago kentinde American Society of Clinical Oncology'nin yıllık toplantısında, dünyanın en büyük kanser konferansında sunulacak.
Önde gelen kanser uzmanlarından Profesör David Miles, bulguları "uygulamayı değiştiren" olarak nitelendirdi.
BBC'nin Newshour programına konuşan Miles, "Artık birçok hastanın kemoterapiden hiç fayda görmeyeceğini güvenle öngörebiliyoruz ve dolayısıyla bu hastaların kemoterapi almasına gerek yok" dedi.
Testin, doktorların "çok geniş bir kadın grubunun fayda görmeyeceğini ve hiç fayda sağlamayacak bu zorlu süreci yaşamalarına gerek olmadığını güvenle belirlemelerine" imkân vereceğini ekledi.
"Eskiden 10 kadına fayda sağlamak için 100 kadına kemoterapi veriyorduk ve 90'ının buna ihtiyacı olmadığını biliyorduk" dedi.
2022'de meme kanseri teşhisi konulan ve tedavisinin bir parçası olarak kemoterapi gören Tanya Hutson, yeni DNA testini "kesinlikle olağanüstü" olarak tanımladı.
"Bu, araştırmaya para yatırıldığında neler olabileceğini gösteriyor" dedi ve kemoterapinin "çok ağır" olabildiğini ekledi.
"Buna ihtiyacı olmayan ama yine de alan tüm bu insanlar için bu tamamen oyunun kurallarını değiştiren bir gelişme."
UCL'ye göre bulguların 40 yaş altındaki kişiler için geçerli olup olmadığı henüz bilinmiyor ve bu konuda sonuç alınması için birkaç yıl daha gerekiyor.