You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Nafaka tartışması: Uygulama nasıl, taraflar ne diyor?
- Yazan, Fundanur Öztürk
- Unvan, BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer, Ankara
- Yayın tarihi
- Okuma süresi 5 dk
Yargıtay'ın 17 Mayıs'ta nafaka hükümlüsü bir erkek lehine verdiği bozma kararının ardından nafaka tartışmaları yeniden gündeme geldi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi nafaka talep eden kadına "düzenli geliri olması sebebiyle" yoksulluk nafakası bağlanmayacağına kararı verdi.
Türkiye'de nafaka tartışması neredeyse 1990'lı yılların sonuna dek uzanıyor.
Özellikle son yıllarda her yeni yargı paketi gündeme geldiğinde, kamuoyundaki nafaka tartışmaları da hız kazanıyor.
Kadın hakları savunucuları ve sivil toplum örgütleri, kadınların nafaka hakkını hedef alan suni bir gündem yaratılmak istendiğini savunuyor.
Nafaka mağduru olduğunu söyleyen erkekler ise mahkemelerin nafaka konusunda direkt olarak kadınların lehine kararlar verdiğini iddia ediyor.
Peki nafaka düzenlemesi fiilen nasıl uygulanıyor? Kapsamı ve sınırları nedir?
Kanunda nafaka nasıl tanımlanıyor?
Türkiye'de farklı amaçlara hizmet eden birkaç nafaka türü bulunuyor.
Eş için ödenen nafaka, çocuk için yetişkin olana dek ödenen nafaka ve diğer aile bireyleri için talep edilen yardım nafakası bunlardan bazıları.
Boşanma davası sürerken, ekonomik olarak zayıf tarafın ve çocukların mağdur olmamasını sağlamak amacıyla geçici bir tedbir nafakası da uygulanabiliyor.
Bu nafaka türü boşanma kesinleşince sona eriyor.
Eğer eş çalışmıyorsa, çocuğun bakımını üstleniyorsa ve geliri diğerinden ciddi ölçüde düşükse dava süresince tedbir nafakası uygulanıyor.
Türkiye'de en çok eşe ödenen yoksulluk nafakası tartışmalara konu oluyor.
Bu nafakanın şartlarının oluşabilmesi için, nafaka isteyen eşin boşanma yüzünden yoksullaşacak olması gerekiyor.
Ayrıca boşanmada karşı tarafa göre daha az kusurlu olması ve diğer eşin ödeme gücünün bulunması gerekiyor.
Kanunlarda bu nafaka türü için herhangi bir yıl sınırı bulunmuyor.
Ancak BBC Türkçe'ye konuşan avukatlara göre bu durum, yoksulluk nafakasının ömür boyu ve her koşulda devam edeceği anlamına gelmiyor.
Örneğin nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi durumunda yoksulluk nafakası kendiliğinden sona eriyor.
Bunun yanı sıra mahkeme kararıyla;
- Fiilen evli gibi yaşama,
- Yoksulluğun ortadan kalkması,
- Düzenli gelir elde edilmesi,
- Haysiyetsiz yaşam iddiasını ispatı,
- Nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü kaybetmesi gibi durumlarda nafakaya son veriliyor.
İştirak yani çocuk nafakasında ise velayeti alan ebeveyne çocuk yetişkin olana dek nafaka ödeniyor.
Bu nafaka türünde, boşanmadan sonra genellikle annede kalan çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve yaşam giderlerine katkı sağlanması amaçlanıyor.
Genelde çocuk 18 yaşına gelene kadar sürüyor ve bundan sonra eğer eğitim devam ediyorsa yardım nafakası gündeme geliyor.
Nafaka miktarı nasıl belirleniyor?
Kanunda nafakanın belirlenmesi için sabit bir yüzde ya da tarife yer almıyor.
Mahkemeler tarafların gelirleri, yaşam standardı, çocuk sayısı, tarafların çalışma kapasitesi, mal varlığı ve sosyal yaşam düzeyi gibi unsurları dikkate alıyor.
Uygulamada bazı mahkemeler gelir oranlarını referans alsa da bu bağlayıcı bir formül niteliği taşımıyor.
Dolayısıyla kamuoyunda birbirinden çok farklı seviyelerde nafaka miktarlarına rastlanıyor.
BBC Türkçe'ye konuşan avukatlar, nafaka miktarlarının genellikle açlık sınırının altında kalan cüzi miktarlar olduğunu ifade ediyor.
Ocak 2022'de dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, yargı reformuna dair yapılan bir toplantıda nafakaların yüzde 66'sının ödenmediğinin tespit edildiğini kaydetti.
Eğer nafaka ödenmezse icra takibi, maaş haczi, banka hesabına haciz ve bazı durumlarda "nafaka yükümlülüğünü ihlal" nedeniyle hapis gündeme gelebiliyor.
Ancak hukukçular her boşanma davasının kendine has özellikleri olduğunu hatırlatıyor ve tüm nafaka davalarının aynı kriterlerle değerlendirilemeyeceğini belirtiyor.
BBC Türkçe'ye konuşan Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Sevil Ceylan Erkat, ünlü isimlerin ödediği yüksek nafaka miktarlarının toplumun geneli için örnek oluşturamayacak kadar "nadir" olduğunu belirtiyor:
"Bunlar hem tarafların miktarda anlaşarak yaptığı boşanmalar hem de Türk toplumun genelini asla yansıtmayan ekstrem örnekler.
"Günümüz ekonomik koşullarda kadınların çoğunun gelir düzeyi yoksulluk sınırının altındadır."
'Erkekler davalara 1-0 yenik başlıyor'
Türkiye'de boşanma sonrası otomatik nafaka zorunluluğu bulunmuyor. Mahkeme, temel şartların oluşmadığını görürse nafaka bağlamayabiliyor.
Eğer karşı taraf yoksulluğa düşmeyecekse; düzenli maaşı, kira geliri ya da yüksek gelirli işi varsa nafaka verilmemesine kanaat getirebiliyor.
Nafaka mağduru olduğunu söyleyen bazı erkekler ise Türkiye'de mahkemelerin otomatik olarak kadının lehine nafaka kararı verdiğini savunuyor.
BBC Türkçe'ye konuşan Türkiye Aile Hareketi Başkanı İlhan Ergincan, mağdur erkekler olarak, uzun yıllardır nafaka konusunda adaletsiz uygulamalara karşı mücadele ettiklerini anlatıyor.
Ergincan, mahkemelerin kişiler özelinde detaylı bir inceleme yapmadığını düşünüyor:
"Kadın evlilik süresince çalışmak istedi ancak erkek tarafından mı iş hayatından koparıldı? Boşandıktan sonra gerçekten yoksul ve mağdur bir hayata mı döndü?
"Maalesef hiçbir davada bunlara bakılmıyor ve kadınların lehine standart kararlar veriliyor. Erkekler her çıktığı davada şunu söylüyor: Biz davaya bir sıfır yenik başlıyoruz."
Ergincan, Yargıtay'ın 17 Mayıs'ta erkek lehine verdiği kararla ilgili ise "Bu zamana dek uygulama böyle değildi. Biz 12 yıllık bir mücadelenin içindeyiz" diyor.
'İleri sürülen mağduriyetle ilgili araştırma veya veri yok'
Türkiye'de nafaka ödeyen kişilerin sayısı ve ödenen nafaka miktarları konusunda herhangi bir resmi veri bulunmuyor.
Toplam boşanma davaları içerisindeki oran ya da nafaka sürelerine dair somut ve bilimsel bir yorum yapılamıyor.
Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve Ankara Barosu, nafaka konusunda "tekil örneklerin yasal bir talebin dayanağı olarak gösterildiğini" savunuyor:
"İleri sürülen mağduriyetlere ilişkin hiçbir bilimsel kriter, araştırma veya veri sunulabilmiş değildir. Tanımı, sayısı, oranı belirsiz bir mağdur erkekler iddiası üzerinden yasal değişiklik girişimi son derece sakıncalı."
Ergincan ise nafaka mağduriyetine dair oldukça sınırlı veri olduğunu kabul ediyor, ancak bu konuda kamu kurumlarının şeffaf davranmadığını iddia ediyor:
"Adalet Bakanlığı'na defalarca başvuruda bulunduk ancak verileri paylaşmaktan kaçınıyorlar. Çünkü nafaka mağduriyetinin çok korkunç bir boyutta olduğunu biliyorlar.
"Örneğin kadına uygulanan şiddetin rakamlarını veriyorlar ama erkeğe uygulanan şiddetin rakamlarını da alamıyoruz."
Avukat Ceylan Erkat ise nafaka uygulamasında düzenleme yapılabilmesi için ilk önce somut gerekçelerin ortaya koyulması gerektiğini ifade ediyor:
"Hangi somut verilere ya da ihtiyaçlara göre bu tartışmalar yapılıyor, bunu biz de bilmiyoruz.
"Bu tartışma tekil örnekler üzerinden ilerleyecekse, erkeğin nafaka talep ettiği örnekler de var.
"Nafaka sadece kadınlar için düzenlenmiş bir hak değil. Benim bir dosyamda, erkek bilinçli olarak işinden uzaklaşmış, iş akdini feshetmiş ve şu an eşinden nafaka istiyor."
'Ömür boyu nafaka diye bir şey yok'
TÜİK 2025 verilerine göre; Türkiye'de kadınlar, erkeklerin yarısı kadar istihdama katılabiliyor.
Erkeklerin %66,4'ü, kadınların ise yalınızca %32,1'i istihdama katılıyor.
Ayrıca çocuk doğduktan sonra bakım yükü daha çok anne tarafından karşılanıyor ve boşanma sonrasında çocukların velayeti genellikle annede kalıyor.
Kadın hakları savunucuları ve sivil toplum örgütleri, kadınların uzun mücadeleler sonucu elde edilmiş kazanılmış haklarının hedefe konduğunu savunuyor.
BBC Türkçe'ye konuşan avukat Su Ökdemir, pek çok kadın hakları dosyasında gönüllü avukatlık yapıyor.
Ökdemir, pek çok kadının yıllarca yaşadığı evin ya da edinilen malvarlığının kendi üzerine olmadığını boşanma sürecinde öğrendiğini söylüyor.
Evlilik içinde kaçırılan mallar, kayıt dışı gelirler ve ekonomik şeffaflığın olmaması sebebiyle kadınların haklarına ulaşmakta zorlandığını belirtiyor.
Ökdemir, nafakanın kadınlar için yalnızca maddi bir ödeme değil; şiddetten uzak, bağımsız ve güvenli bir hayat kurabilmenin güvencesi anlamına geldiğini söylüyor.
Pratikte "ömür boyu nafaka" diye bir hukuki uygulama olmadığını söyleyen Ökdemir, nafakanın hangi koşullarda kesileceğinin kanunda açıkça yer aldığını belirtiyor:
"Yaygın söylemlerin aksine nafaka kimsenin 'havadan aldığı' bir para değil, evlilik birliği içinde kazanılmış bir hak.
"Bazen öyle boşanma davaları görüyoruz ki, 25 yıl sonra biten evlilikte dahi taraflar bir yıl içinde evlenip boşanan çiftler kadar maddi zarara uğramayabiliyor."
Özdemir, yine kamuoyunda yaygın bilinenin aksine, nafaka miktarlarının genellikle temel mutfak giderlerini ancak karşıladığını söylüyor.
Türkiye'de pek çok kadının evlilik içinde ekonomik özgürlüğe sahip olmadığını söyleyen Ökdemir, kadınların kazanılmış nafaka hakkından vazgeçemeyeceğini belirtiyor.