İBB davasında tutuklu Pınar Türker'in 'çıplak arama' iddiası için soruşturma çağrısı

    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Bildirdiği yer, Londra
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 4 dk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) yolsuzluk iddiasıyla açılan ve görevden alınan Ekrem İmamoğlu dahil 68 kişinin tutuklu yargılandığı davada 9 Haziran'da ifade veren MEDYA AŞ Genel Müdürü Pınar Türker, emniyette kendisine çıplak arama yapıldığını söyledi.

19 Mart günü evinde gözaltına alınan Türker, Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğünü anlattı.

Mahkemedeki ifadesinde günler sonra yapılan aramada "arşiv odası gibi" bir yere alındığını söyledi.

Burada bir kadın polisin kendisine "Cinsel organını aç" dediğini anlattı.

Türker'in ifadesiyle ilgili Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) soruşturma çağrısı yaptı.

Çıplak aramanın "işkence" olduğunu savunan ÇHD çıplak aramanın hukukta hiçbir yeri olmadığını belirtti.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, ANKA haber ajansının TBMM'de 10 Haziran'da konuyla ilgili sorusuna yanıt vermedi.

İBB davasında yargılanan kişilerin ailelerin oluşturduğu sivil bir inisiyatif olan Aile Dayanışma Ağı da iddiaların "etkin ve şeffaf bir şekilde soruşturulması" çağrısı yaptı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Pınar Türker ile ilgili 21 Aralık 2025'te bir açıklama yaparak, cezaevine kabul sırasında çıplak arama yapılmadığını savunmuştu.

Ancak Türker, 9 Haziran'da verdiği ifadede emniyetteki gözaltı sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ekrem İmamoğlu iddia ile ilgili olarak bir paylaşım yaptı ve "Dün, adalet ve hukuk sistemi adına utanç verici bir gündü" dedi.

Pınar Türker ne ifade verdi?

Pınar Türker 19 Mart'ta gözaltına alındıktan sonra 23 Mart'ta rüşvet almak suçundan tutuklandı.

Düzce Cezaevi'nde bulunan Türker, Silivri'deki duruşmada verdiği ifadede bankalarda üst düzey yöneticilik yaparken MEDYA AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı ve Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı Murat Ongun'un kendisi ile teması sonrası 2021'de MEDYA AŞ'de çalışmaya başladığını anlattı.

MEDYA AŞ, İBB Daire Başkanlıkları ve diğer iştirak şirketlerinin yatırım ve çalışmalarının tanıtım faaliyetlerini yürütmesi için kurulmuş İBB'ye ait bir iştirak şirketi.

Türker, işe girmeden önce ne Ongun'u ne de İmamoğlu'nu tanıdığını söyledi.

Aynı yıl şirketi "kâr eden ve cirosunu her sene neredeyse ikiye katlayan" bir iştirak haline "ekip olarak" getirdiklerini savundu.

Mahkemede gizli tanık Çınar'ın "yalan beyanıyla rüşvet almak suçundan" tutuklandığını söyleyen Türker, aylar sonra çıkan iddianamede hakkında rüşvet istinatı bulunmadığına da işaret etti.

Hakkında usulsüzlük iddiaları olduğuna dikkat çeken Türker, iddianamede yer alan eylemlerdeki ihale süreçlerinin kurallara uygun olduğunu savundu.

Türker, Reklam İstanbul şirketinin gayri resmi ortağının Murat Ongun olduğu ve ihale süreçlerinde "adrese teslim ihale yapıldığı" iddialarına yanıt verdi.

Kendi çalıştığı sürece Ongun'un sözkonusu şirketin sahibi olduğuna yönelik bir iddia duymadığını söyleyen Türker, "Biz ticaret sicil kayıt gazetelerine bakarız, firma ortağının farklı bir firmada dolaylı ortaklığı vesairesi varsa da bunu tespit edemeyiz" dedi.

İddianamede Reklam İstanbul'un MEDYA AŞ'den aldığı üç ihale olduğunu söyleyen Türker, iddianamedeki suç tarihleri dikkate alındığında, "MEDYA AŞ'nin bu süreçte binlerce ihale yaptığı görülebilir" dedi.

Türker, eski MEDYA AŞ çalışanı Mehmet Recep Taşçı isimli kişinin, "ihalelerin Ongun ve kendisi tarafından belirlendiği" yönünde etkin pişmanlık ifadesi verdiğini de söyledi.

Taşçı'nın "suçlamalardan kurtarabilmek adına bu ifadeyi" verdiğini savunan Türker, bu kişinin tutulduğu cezaevine avukatını göndererek kendisinden "helallik" istediğini de anlattı.

"Hakkımı helal etmiyorum, bunu söyleyeyim" dedi.

Çıplak arama ifadesi

"Ne örgüt gördüm, ne örgüte şahit oldum, ne talimat aldım ne talimat verdim" diyen Türker, ifadesinin son bölümünde gözaltına alınma sürecini anlattı.

19 Mart sabah erken saatlerde cinayet şube polisleri tarafından gözaltına alındığını söyledi.

Polislerin kendisine, "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dediğini anlattı. İki kız çocuğunun bu anlarda korkudan ağladığını söyledi.

Sonrasında götürüldüğü Vatan Caddesi'ndeki emniyet müdürlüğündeki aramaya ilişkin de şu ifadeleri verdi:

"Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi.

"Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. 'Soyun' dedi. 'Nasıl yani?' dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. 'Üstünü çıkar' dedi. 'Üstünü çıkardım'. Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, 'Tamam' dedi. 'Üstünü giyebilirsin'.

"'Peki' dedim, 'gidebilir miyim?' 'Hayır' dedi. 'Eşofmanını da indir' dedi. İndirdim. 'Çamaşırını da'. 'Nasıl yani?' dedim? 'İndireceksin' dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim. 'Şimdi yere çömel' dedi. Ondan sonra, utunanlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani hani bu onurunu gururunu insanların belki şeyini yıkmak için yapılıyormuş ama hani yapan utansın, ben utanmıyorum. 'Cinsel organını aç' dedi. 'Başını, arkanı dön, eğil' filan. 'Tamam' dedi."

Tutuklama sonrası diğer sanıklarla birlikte getirildiği Silivri'de ikinci gününde savcı tarafından çağrıldığını anlatan Türker, "ifade vermesinin" istendiğini söyledi.

Bu konuşmada savcıya, avukatına danışmak istediğini söylediğini ifade eden Türker, kendisine yanıt olarak "Bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin" dendiğini iddia etti.

Çocuklarıyla "tehdit edildiğini" savunan Türker, sonrasında bankacılık kariyerinde elde ettiği mal varlığına da tedbir konulduğunu söyledi.

Düzce'de kaldığı cezaevindeki olayları da anlatan Türker, tutuksuz yargılanmayı talep etti.

Davada son olarak 21 Mayıs'ta dokuz kişi için tahliye kararı verildi.

Mahkeme her ay bir kez tutuklama değerlendirmesi yapıyor.

İddianamenin açıklanması sonrası ilk duruşma 9 Mart'ta yapıldı.

İddianamede Ekrem İmamoğlu hakkında "örgütün kurucusu ve lideri" ifadeleri kullanılıyor.

İmamoğlu tüm iddiaları reddediyor. CHP de operasyonların siyasi olduğunu savunuyor.