Türkiye ve Yunanistan'dan karşılıklı adımlar: Ege Denizi'nde gerilim neden arttı?

Deniz Aslanı-2026 Arama Kurtarma Davet Tatbikatı, Sahil Güvenlik Komutanlığı sevk ve idaresinde 4 Haziran 2026 tarihinde Ege Denizi'nde başarıyla gerçekleştirilmiştir. Bu faaliyet bir operasyon değil, arama kurtarma tatbikatıdır.

Kaynak, Mehmet Emin Menguarslan/Anadolu / Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Sahil Güvenlik Komutanlığı sevk ve idaresinde Ege Denizi'nde yapılan Deniz Aslanı-2026 Arama Kurtarma Tatbikatı - 4 Haziran 2026
    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Unvan, Ankara
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 4 dk

Nisan ve mayıs aylarında silahlanma ve askeri girişimler nedeniyle gerilen Türk-Yunan ilişkileri, şimdi de tarafların Ege Denizi'nde ekoloji ve enerji alanlarında yeni mekânsal alanlar ilan etmesi nedeniyle tırmanma işareti veriyor.

Türkiye'nin Yunanistan'a tepki olarak Ege'nin güney ve kuzeyinde iki deniz milli parkı ilan etmesinin ardından Atina da bu sefer yenilenebilir enerji kaynakları için yeni bir adım attı.

Türk-Yunan ilişkilerinde bahar aylarında yaşanılan ve daha çok askeri konuşlanma ve silahlanma üzerine odaklanan gerilim, temmuz ayında Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde daha da tırmanmadan sönümlenmişti.

Ancak son bir hafta yaşanan gelişmeler, Ankara-Atina hattında yeni bir gerilim döngüsünün ortaya çıkmasına neden oldu.

Türkiye, 16 Ağustos'ta Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile Ege Denizi'nde iki deniz milli parkı ilan etti.

Karara göre, Kuzey Ege Deniz Milli Parkı, Çanakkale ve Gökçeada açıklarında yaklaşık 1.740 kilometre karelik bir alanı kapsıyor. Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı ise Ege Denizi'nin Akdeniz ile kesiştiği güney bölgelerinde yaklaşık 21.700 kilometre karelik alanda yaşama geçiriliyor.

Türkiye'nin ilk kez ilan ettiği deniz milli parkları, Yunanistan'ın 2025 senesinde aynı kapsamda Ege ve İyon denizinde attığı adımlara yanıt olarak değerlendiriliyor.

Yunanistan'ın Temmuz 2025'te deniz parkı ilan etmesine tepki gösteren Türkiye, iyi komşuluk ilişkilerine zarar veren bu adıma aynı şekilde yanıt vereceğini açıklamıştı.

Yunanistan'ın çevre ve diğer sivil amaçlarla attığı bu adımlarla Ege Denizi'nde geri döndürülemez stratejik kazanımlar elde etme amacında olduğu Ankara'nın yaptığı değerlendirmeler arasında.

Atina'dan sert tepki geldi

Türkiye'nin bu adımına Yunanistan'dan 17 Ağustos günü yanıt geldi. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin ilan ettiği alanların uluslararası karasuları ve Yunanistan kıta sahanlığını ihlal ettiği iddia edildi.

Açıklamada, Türkiye'nin attığı adımın hukuki bir karşılığı olmadığı da kaydedildi. Yunan diplomat ve yetkililer, Ankara'nın amacının Ege Denizi'ni fiilen ikiye bölmek olduğunu, kuzey Ege'de Semadirek ve Limni ile güneyde Meis adalarını izole etmeyi hedeflediklerini iddia ettiler.

Yunan basınında çıkan haberler, Atina'nın Ankara'nın bu girişimini Avrupa Birliği'ne taşıma niyetinde olduğuna işaret etti.

Yunanistan, 2019'da yaşanan Doğu Akdeniz gerilimi sürecinde de Türkiye'yi AB'ye şikayet etmiş ve yaptırım kararlarının alınmasını sağlamıştı.

Atina'dan yenilenebilir enerji mekansal adımı

Yunanistan'ın Türkiye'nin girişimine yanıtı sadece yazılı açıklamayla sınırlı kalmadı.

Yunanistan, 19 Ağustos'ta hazırlıkları son birkaç yıldır süren Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekânsal Çerçevesi'ni Çevre ve Enerji Bakanlığı'nın kararı üzerine resmen hayata geçirdiğini ilan etti.

Bu plan, Yunanistan'ın 2050 yılına kadar rüzgar, güneş, enerji depolama ve jeotermal gibi temiz enerji projelerini hangi bölgelere, hangi kurallarla ve sınırlandırmalarla kurabileceğini belirleyen bir harita ve yasal düzenleme yol haritasını içeriyor.

Haritanın Ege Denizi'nde bazı ada ve coğrafi formasyonları da içine alacak şekilde çizilmesi Ankara'nın tepki gösterdiği unsurlar arasında yer aldı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Yunanistan'ın ilan ettiği mekânsal çerçeveye ilişkin adımın Türkiye açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağını söyledi.

"Yunanistan'ın diğer benzer girişimlerinde olduğu üzere, aidiyeti uluslararası antlaşmalarla Yunanistan'a devredilmemiş coğrafi formasyonlar dahil, iki ülke arasındaki birbiriyle bağlantılı Ege sorunları bağlamında ülkemiz açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacaktır."

Keçeli, açıklamasında, Ege ve Akdeniz gibi kapalı ya da yarı kapalı denizlerde tek taraflı tasarruflardan kaçınılması gerekliğini kaydetti.

"Uluslararası deniz hukukunun söz konusu denizlerde kıyıdaş devletler arasında iş birliğini teşvik ettiğini hatırlatıyor, Türkiye'nin Ege Denizi'nin iki kıyıdaş devletinden biri olarak Yunanistan'la iş birliğine her zaman hazır olduğunun bir kez daha altını çiziyoruz" değerlendirmesini yaptı.

Ankara'dan coğrafi formasyon vurgusu

Savunma Bakanlığı kaynakları da 20 Ağustos'ta düzenledikleri brifingde, "Söz konusu düzenleme, aidiyeti uluslararası antlaşmalarla Yunanistan'a devredilmemiş coğrafi formasyonlar dahil olmak üzere ülkemiz açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmamakta ve tutumumuzu etkilememektedir" ifadelerini kullandılar.

Bakanlık kaynaklarının aynı Dışişleri sözcüsünün açıklamasında olduğu gibi Yunanistan'a devredilmemiş "coğrafi formasyon" vurgusu yapması dikkat çekti.

Türkiye, Ege Denizi'nde uluslararası anlaşmalarla Yunanistan'a devredilmemiş onlarca ada ve coğrafi formasyon olduğunu kaydediyor ve "gri bölgeler" olarak tanımladığı bu sorunun kapsamlı bir çözüm kapsamında ele alınması gerektiğini kaydediyor.

Yunanistan ise böyle bir sorun olmadığını, Ankara ile sadece deniz sınırlarının çizilmesi konusunu ele alacağını kaydediyor.

Türkiye ve Yunanistan, 1996 yılının ocak ayında Ege Denizi'nde bulunan Kardak kayalığının egemenliğinden kaynaklanan bir tartışma nedeniyle sıcak çatışmanın eşiğinden dönmüşlerdi.

'Mavi Vatan Yasası' gerilimi

Türkiye'nin Ege'de ilk kez deniz milli parkları ilan etmesinin hukuki ve yasal açılardan da önem taşıdığı, bu adımla Ankara'nın kendi karasularında sivil ve bilimsel amaçlı faaliyetleri için hukuki bir zemin yarattığı kaydediliyor.

Ankara'nın bu girişiminin gelecek aylarda Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmesi beklenen ve kamuoyunda "Mavi Vatan Yasası" olarak bilinen "Deniz Yetki Alanları Kanunu" tartışmalarının sürdüğü bir sırada ortaya çıkması da dikkat çeken bir gelişme oldu.

2026'ın ilk aylarında duyurulan yasa çalışmasının NATO Ankara Zirvesi nedeniyle ertelendiği, yeni yasama döneminde TBMM'ye sunulacağı basında çıkan haberlerde yer almıştı.

Ankara'nın deniz milli parkları adımıyla Ege Denizi'nden kaynaklanan haklarını korumaya ve bu kapsamda Mavi Vatan Yasası'nı da gündeme alacağı mesajını verdiği değerlendiriliyor.

Türk uzmanlar, bu yasa taslağının Yunanistan ile sorun yaratmayı amaçlamadığını ve yeni bir egemenlik iddiasında bulunmadığını vurguluyorlar.

Yunanistan ise Mavi Vatan Yasası'nın kendi egemenlik alanlarını ihlal edeceği kaygısını dillendiriyor ve hangi karşı adımları atabileceğini tartışıyor.