Almanya'da Saksonya-Anhalt seçimleri sonrası siyasi istikrar tehlikede mi?

AfD'nin Saksonya-Anhalt eyaletindeki başbakan adayı Ulrich Siegmund

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, AfD'nin Saksonya-Anhalt eyaletindeki başbakan adayı Ulrich Siegmund
    • Yazan, Değer Akal
    • Bildirdiği yer, Berlin
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 7 dk

Almanya için Alternatif Partisi'nin (AfD) Saksonya-Anhalt eyaletindeki seçim zaferinin ardından ülkede dikkatler, aşırı sağcı partinin koalisyon hükümeti kurup kuramayacağına çevrildi.

İktidardaki Hristiyan Demokratların (CDU) seçim hezimeti, partideki liderlik tartışmalarını alevlendirdi.

Başbakan Friedrich Merz üzerindeki istifa baskısı artıyor.

AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül'de yapılan seçimlerde oyların % 43'8'ini alarak rekor bir oranla birinci oldu.

Bu sonuç, 2013 yılında kurulan göçmen karşıtı partinin bugüne kadar aldığı en yüksek oy oranı.

2021'deki eyalet seçiminde % 20,8 oy alan AfD, bu kez oylarını iki katından fazla artırmasına rağmen, tek başına iktidara gelebilmek için gerekli olan sandalye sayısına ulaşamadı.

Tek başına iktidar için 43 milletvekilinin desteği gerekirken, AfD'nin vekil sayısı 39'da kaldı.

Başbakan Friedrich Merz'in partisi CDU ise %17,2'lik oy oranıyla, seçimde ağır bir hezimet yaşadı.

20 yılı aşkın bir süredir, koalisyon hükümetlerinin büyük ortağı olarak bu eyaleti yöneten CDU, 2021'deki eyalet seçimlerinden % 37,1 oy oranıyla birinci parti çıkmıştı. Bu seçimlerde ise eyalet tarihindeki en kötü sonucunu aldı.

Sosyal Demokrat Parti (SPD) % 9,2 oy oranıyla üçüncü, Yeşiller Partisi % 8,9'luk oy oranıyla dördüncü, Sol Parti ise % 8,6 oy oranıyla beşinci sırada yer alıyor.

Hür Demokrat Parti (FDP) yüzde 2,6 oy oranıyla yüzde 5'lik seçim barajının altında kaldı.

İlk kez eyalet seçimlerine katılan solcu popülist Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW)ise oyların % 5,3'ünü alarak parlamentoya girmeyi başardı.

AfD, Saksonya-Anhalt'ta hükümeti kurabilecek mi?

Aşırı sağcı AfD, "Ülkemizi geri alıyoruz. Saksonya-Anhalt ile başlıyoruz" açıklamalarıyla eyalette seçim zaferini ilan etti.

Parti, seçmenin Saksonya-Anhalt'ta hükümeti kurma yetkisini kendilerine verdiğini, koalisyon hükümeti kurmak için tüm partilerle görüşmeye hazır olduklarını duyurdu.

Ancak CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti'nin, aşırı sağcıların iktidarı ele geçirmesini önlemek için uzun süredir izledikleri "güvenlik duvarı" (Brandmauer) politikası, AfD'nin koalisyon ortağı bulmasını zora sokuyor.

Bu politika uyarınca AfD ile hiç bir şekilde işbirliği yapmayan bu partiler, Saksonya-Anhalt'ta seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından yaptıkları açıklamalarda da, bu tavrı sürdürecekleri mesajını verdiler.

AfD'nin bir seçim etkinliğinde arkadaki panoda "Her şey mümkün" yazıyor

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, AfD'nin bir seçim etkinliğinde arkadaki panoda "Her şey mümkün" yazıyor

AfD'ye iktidarın kapısını BSW mi açacak?

Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu'na girmeyi başaran partiler arasında sadece BSW, AfD ile görüşmeye hazır olduğunu duyurarak, işbirliğine kapı araladı.

BSW'nin kurucusu Sahra Wagenknecht, CDU'nun açık ara farkla seçimleri kaybettiğini, "güvenlik duvarı" politikasının başarısız olduğunu, CDU'nun bu politikayı bahane edip, bir azınlık hükümeti kurarak yeniden eyalet yönetimini üstlenmesinin kabul edilemez olduğunu kaydetti.

AfD'nin aldığı yüksek oy oranına işaret eden Wagenknecht, AfD'yi dışlamak amacıyla azınlık hükümeti kurmaya teşebbüs etmenin bile "seçmenlere hakaret olacağını" savundu.

Bununla birlikte BSW yönetimi, AfD'nin seçimlere liste başı adayı olarak giren Ulrich Siegmund yerine "partiler üstü bir ismin" başbakanlığı üstlenmesi gerektiğini gündeme getirdi. Bu talep ise AfD'de karşılık bulmadı.

AfD Eş Başkanı Tino Chrupalla'nın, "Saksonya-Anhalt'in yeni başbakanı olacak" açıklamasını yapmış olması, BSW ile AfD arasındaki muhtemel müzakerelerin çetin geçeceğine işaret ediyor.

Üstelik Ulrich Siegmund, BSW'nin "partiler üstü başbakan" önerisini "saçmalık" diye geri çevirdi ve büyük tavizler verilmesini zorunlu kılacak koalisyonlar istemediğini de sözlerine ekledi.

AfD'li siyasetçi, iktidar oyunları için ilkelerinden ve hedeflerinden taviz vermeyeceklerini aktarırken, bir hükümet kurulamaması durumunda da yeniden seçime gidilmek zorunda kalınacağına işaret etti. Siegmund, "O zaman yeniden seçim yapılır ve biz de % 50 hatta % 54 oy alırız" sözleriyle de gözdağı verdi.

CDU'da paniğe yol açan iddia: AfD'ye transfer olabilir

Siyasi kulislerde, AfD'nin CDU'dan seçilen milletvekillerini kendi partisine transfer etmek için ikna etmeye çalıştığı iddiası da geniş yankı buldu.

AfD Eş Başkanı Alice Weidel'ın, bazı CDU milletvekillerinin AfD'ye geçebileceğini dair sözleri, şüpheleri daha da arttırdı.

Bu arada AfD yönetiminin, gizli pazarlıklar yoluyla CDU başta olmak üzere, başka partilerin Siegmund'un başbakanlığına onay vermesini sağlaması imkansız değil. Çünkü başbakan için parlamentodaki oylama gizli yapılıyor.

Siyasi gözlemciler ise bu iddialara şüpheyle yaklaşılması gerektiği görüşünde. AfD'nin, seçim sonucunun CDU'da yarattığı sarsıntıları bu tür iddialarla daha da şiddetlendirerek, parti içi gerilimleri tırmandırmak isteyebileceğine işaret ediliyor.

Ancak seçim sonuçlarının, CDU'nun hem Berlin'deki genel merkezinde, hem de partinin eyalet teşkilatında büyük tartışmaları şiddetlendirdiği bir sır değil.

Almanya Başbakanı ve CDU lideri Friedrich Merz
Fotoğraf altı yazısı, Almanya Başbakaı ve CDU lideri Friedrich Merz

Seçimin en büyük kaybedeni Başbakan Merz mi?

Medyaya yansıyan bilgilere göre, Saksonya Anhalt eyalet teşkilatının istifası için yapılan çağrılar artıyor.

Seçim sonuçları, Başbakan Friedrich Merz üzerindeki siyasi baskıyı daha da artırmış durumda.

Anketler, Merz'ten duyulan memnuniyetsizliğin arttığını ve bunun CDU'nun Saksonya-Anhalt'taki mağlubiyetinde de etkili olduğunu gösteriyor.

Alman basınında, CDU'daki liderlik tartışmalarının yeniden alevlendiği, yakın dönemde Merz'in başbakanlık koltuğuna veda etmek durumunda kalabileceği yorumları yapılıyor.

CDU parti yönetimi, seçim akşamı verdiği mesajlarda, eyalet seçimlerinin Merz'in liderliği ya da başbakanlığı ile ilintili olmadığını savunmaya çalıştı.

Ancak bu açıklamalar, Alman medyasındaki ve siyasi kulislerdeki tartışmayı dindiremedi.

Alman basını: 'Merz, başbakanlık için yanlış kişi'

Alman medyasında, CDU liderliğini ve başbakanlığı bir başka ismin üstlenmesi gerektiği, aksi takdirde ufukta AfD'yi iktidara taşıyacak bir erken seçimin göründüğü yorumları yapılıyor.

Handelsblatt gazetesinin yorum sütununda, Saksonya-Anhalt seçim sonucunun Merz için bir fiyasko olduğu belirtiliyor.

Oy pusulasında, Friedrich Merz'in ismi yer almamış olsa da, bunun aynı zamanda onunda yenilgisi olduğuna dikkat çekilen yazıda, "Bu sonuç her şeyden önce, Berlin siyaseti ile bir hesaplaşmadır" görüşü yer alıyor.

Tagesspiegel gazetesinde ise "Başbakan ve CDU krizde: Peki şimdi ne olacak, Sayın Merz?" başlıklı yorum yayımlandı.

Saksonya-Anhalt'taki seçim sonucunun, CDU için sadece bir yenilgi olmadığına, bir facia olduğuna işaret edilen yazıda, bunun Friedrich Merz'i başbakanlığı boyunca hiç olmadığı kadar büyük bir baskı altına soktuğuna işaret ediliyor.

Der Spiegel ise yayımladığı yorumda, Merz'in artık başbakanlık görevinden ayrılması gerektiğini belirtti.

2026 yılında, Nazi Almanyası ile arasına kesin bir çizgi çekmek istemeyen bir partinin eyalet seçimlerini açık ara farkla kazandığına dikkat çekilen yazıda, "İkinci Dünya Savaşı'ndan, Holokost'tan ve diğer korkunç suçlardan sorumlu olan Nazi diktatörlüğünden tam 80 yıl sonra, Almanya'da böyle bir şeyin mümkün olması dehşet verici" ifadeleri yer alıyor.

Yıllardır federal başbakanların, AfD'yi kontrol altında tutup tutamadıklarıyla da değerlendirildiğine dikkat çekilen yazıda, Merz'in bunu başaramadığı belirtiliyor.

Berlin'deki koalisyon hükümetinde yeni bir başlangıç yapma çağrısının yapıldığı yorumda, bu yeni başlangıca da Merz ile başlanması gerektiğine işaret edilerek, "Merz, şüphesiz ki bu dönemde bu görev için yanlış kişi" deniliyor.

AfD destekçilerinin çoğu, modern Almanya'nın tarihiyle gurur duyması ve Nazi geçmişine daha az odaklanması gerektiğine inanıyor.
Fotoğraf altı yazısı, AfD destekçilerinin çoğu, modern Almanya'nın tarihiyle gurur duyması ve Nazi geçmişine daha az odaklanması gerektiğine inanıyor.

AfD neden oy patlaması yaşadı?

Nazi rejiminin yıkılması, 1949'de Federal Almanya Cumhuriyeti'nin kurulmasından yıllar sonra, ilk kez bir eyalette aşırı sağcı bir partinin hükümeti kuran parti olmaya bu kadar yaklaşmış olması, Almanya'da adeta şok etkisi yarattı.

AfD, Almanya'nın iç istihbarat teşkilatı tarafından, insanlık onuru, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle bağdaşmadığı, Anayasal düzene karşı faaliyet yürüttüğü, siyasi hedeflerinin "ırkçı ideoloji" ile şekillendiği gerekçesiyle "aşırı sağcı" olarak sınıflandırılmış bir parti.

Kamu yayıncısı ARD için Infratest dimap tarafından seçim günü yapılan anketin sonuçları, seçmenin Saksonya-Anhalt'i 28 yıldır yöneten CDU'ya neden sırt çevirdiğine ve aşırı sağcı bir partiye neden oy verdiğine ışık tutuyor.

Aşırı sağcı partiye oy verenlerin % 97'si, "AfD, buradaki insanların artık kendilerini güvende hissetmediğini diğerlerinden daha iyi anladı" diyor.

%96'sı "AfD'nin, yabancıların ve sığınmacıların Almanya'ya gelmesini daha çok sınırlandırmak istemesini doğru buluyorum" görüşünü savunurken, %92'si "AfD'nin, Ukrayna'ya silah tedarikine kararlı bir şekilde itiraz etmesini iyi buluyorum" diyor.

Anket, AfD seçmenini en çok endişelendiren konuları da mercek altına alıyor.

Aşırı sağcı partiye oy verenlerin % 91'i, Almanya'da çok fazla yabancının olmasından endişe duyduklarını söylüyor. % 89'u fiyatların çok arttığını artık ödemelerini yapamadığını, yüzde 80'ine de yaşam standartlarını koruyamadıklarını söylüyor.

Anket, geçtiğimiz yıllarda aşırı sağcı partiye gençlerin oy vermediği iddiasını da bir kez daha çürütüyor ve gelecek için endişe verici bir tablo ortaya koyuyor.

ARD'nin yayımladığı anket sonuçlarına göre, sanıldığı gibi ileri yaştakiler değil, genç ve orta yaş kesimlerde AfD'ye oy verenlerin oranı daha yüksek.

18-24 yaş aralığında AfD'ye o verenlerin oranı %41.

25-34 yaş aralığındaki oran, %43 ile daha yüksek.

34-44 ve 45-59 yaş aralığında bu oran yüzde 52'ye çıkıyor. 60 yaşından büyüklerde ise AfD'ye oy verenlerin oranı % 47 ile gerilemeye başlıyor.

70 yaş ve üstündekiler arasında AfD'ye oy verenlerin oranı % 31 ile nispeten sınırlı kalıyor.

Seçmen neden CDU'ya sırt çevirdi?

CDU'nun oy oranları, 2021 seçimlerine kıyasla yarı yarıya azalırken, AfD oy oranlarını iki katına çıkararak rekor kırmayı başardı. Anketler, CDU'nun oylarının büyük bir bölümünü AfD'ye kaptırdığını gösteriyor.

Peki, seçmenin CDU'ya oy vermeme kararında ne etkili oldu? Infratest dimap anketi, bu soruya da yanıt veriyor.

Bu seçimlerde oyunu CDU'ya vermeme kararı alan seçmenin yüzde 86'sı, CDU'nun "Almanya'daki genel seçimlerden önce çok söz verdiğini, ama çok azını tuttuğunu" ve "Federal Hükümetin vergilerin ve kesintilerin düşürülmesi için çok az şey yaptığını" söylüyor.

Yüzde 70'i de CDU'nun "işçilerin çıkarlarını ihmal etmekle" eleştiriyor.

Bu üç görüş de doğrudan Federal Hükümet, yani Başbakan Merz'in politikaları ile ilintili.

Bu arada AfD'nin bir önceki seçimlere kıyasla en çok oy oranını artırdığı kesim işçiler, bir önceki seçimlerde işçilerin % 44'ü AfD'ye oyunu verirken, bu seçimlerde bu oranın % 59'a yükselmesi dikkat çekiyor.

Bu seçimlerde CDU'nun da en çok oy kaybettiği kesim de işçi kesimi.

İkiye bölünmüş toplumda kutuplaşma artıyor

Almanya'da AfD'nin yükselişinin sürmesi ile birlikte siyasi kutuplaşma da tırmandı.

Infratest dimap anketi de, Saksonya-Anhalt toplumunun adeta ikiye bölündüğünü ve siyasi kutuplaşmanın arttığını gözler önüne seriyor.

Örneğin, seçmenin % 43,8'inin oyunu AfD'ye verdiği Saksonya-Anhalt'ta, seçmenlerin % 48'i "AfD'nin Saksonya-Anhalt'te iktidara gelmesi halinde, bunun demokrasiye ve hukuk devletine tehdit oluşturacağı" görüşünde.

AfD'nin yeni kurulacak eyalet hükümetinde yer alması gerektiğini savunanların oranı % 52. Buna karşı olanların oranı ise %44.

Seçmenin % 47'si, CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti'nin AfD'nin iktidara ortak olmasını engellemelerini doğru bulurken, % 47'si bunun yanlış olduğunu söylüyor.

Anket sonuçları, aşırı sağcı ideolojinin toplumda artan oranda kabul gördüğünü de gözler önüne seriyor.

Ankete katılanların % 43'ü, eyaletteki AfD teşkilatının Alman iç istihbaratı tarafından aşırı sağcı olarak sınıflandırılmasına rağmen "aralarında tek tük aşırı sağcı siyasetçi var, ama geneli daha çok siyasetin merkezinde" diyor.