'Mesele sadece çıplaklık değil': Fotoğraf ve video yoluyla istismar ne anlama geliyor?

Kaynak, Maury Phillips/WireImage via Getty Images
- Yazan, Megha Mohan
- Yazan, Fay Nurse
- Unvan, BBC Dünya Servisi
- Yayın tarihi
- Okuma süresi 8 dk
Toplumsal cinsiyet adaleti alanında çalışan Chayn adlı kuruluşun yeni raporuna göre, sosyal medya şirketleri ve yetkililer görüntü temelli istismarla mücadelede rızadan çok çıplaklığa odaklanarak kadınları yüzüstü bırakıyor.
Raporda yer verilen kadınların deneyimlerine, Pakistanlı oyuncu Ayesha Omar da kendi yaşadıklarıyla destek veriyor.
Rapordaki kadınlardan biri, mahremiyetini korumak için adı değiştirilerek Mahnoor olarak anılıyor. Mahnoor, hayatını altüst eden görüntülerin çıplaklık içermediğini söylüyor. Görüntüler cinsel içerikli değildi. Sadece omuzları açık bir kadın ve Batı tarzı kıyafetler vardı.
Pakistan'da yaşayan 32 yaşındaki Mahnoor, evliliği sona erdikten sonra çocukluğunu geçirdiği eve döndüğünü anlatıyor. Ailesinden destek ve teselli bekliyordu ancak kendisi ve küçük kızı soğuk bir tavırla karşılandı.
Aradan bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen babası ve erkek kardeşleri hâlâ onunla konuşmuyor. Yıllardır tanıdığı iş arkadaşları gözlerinin içine bakmıyor.
Mahnoor zorlu bir boşanma süreci yaşayacağını biliyordu. Görücü usulüyle evlendiği eşinin evlilik boyunca hem sözlü hem de fiziksel şiddet uyguladığını söylüyor. Ancak ona en ağır bedeli ödeten şey özel hayatının ifşa edilmesi oldu.
Birçok genç kadın gibi Mahnoor da telefonunda çok sayıda fotoğraf saklıyordu. Güzel bir akşam yemeği, ışığın hoş olduğu bir anda çekilmiş bir selfie gibi gündelik yaşamına ait kareler vardı. Bunların çoğu yıllar önce çekilmişti. Birinde yeni saç kesiminin ardından gülümsüyordu. Bir başka fotoğrafta arkadaşlarıyla birlikte yurtdışındaki bir değişim programında yer alıyordu. Bazıları ise yatakta uzanırken çekilmiş sıradan özçekimlerdi; göz kalemini göstermek için gözlerini kapatmıştı ve atlet giyiyordu.
Bu fotoğrafların hiçbiri kamuoyuyla paylaşılmamıştı. Pakistan'daki topluluğunun muhafazakâr yapısının farkında olduğu için sosyal medyada nadiren fotoğraf yayımlıyordu.
Üniversitede öğretim görevlisi olan Mahnoor'a göre eski eşi, WhatsApp hesabına ve özel fotoğraflarına erişim sağlayarak bunları erkek akrabalarına, iş arkadaşlarına ve tanıdıklarına dağıttı.
Mahnoor, eski eşinin ayrıca arkadaş grubuyla çekilmiş bazı fotoğraflarını kırparak onu tek bir erkekle birlikteymiş gibi gösterdiğini ve aralarında ilişki varmış izlenimi yaratmaya çalıştığını söylüyor.
Mahnoor'a göre bu fotoğraflar onu "ahlaksız bir kadın" gibi göstermek için kullanıldı. Bu suçlama, birçok toplumda hayatı kökten değiştirebilen, hatta ölümcül sonuçlar doğurabilen bir itham olarak görülüyor.

Kaynak, Emco Conference 2026
Arkadaşları, ailesi ve iş arkadaşları artık onunla neredeyse hiç iletişim kurmuyor. Mahnoor, toplumdaki saygınlığını ve bir zamanlar sahip olduğu güçlü konumunu kaybettiğini söylüyor.
BBC'ye konuşan Mahnoor, "Sesimi kaybettim. Artık görünmez hissediyordum" diyor.
"Ailem bana saygı duyuyordu, kardeşlerim bana saygı duyuyordu. Anne ve babanızın fikirlerinize değer vermesi çok önemli bir şeydir" diye devam ediyor. Eskiden ailesi ondan tavsiye isterken artık bunun yaşanmadığını söylüyor.
Mahnoor'un eski eşi ise yeniden evlenmiş durumda.
Görüntü temelli istismar nedir?
Mahnoor'un hikâyesini öne çıkaran rapor, toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti inceleyen küresel sivil toplum kuruluşu Chayn tarafından hazırlandı.
Kuruluşa göre fotoğraf ve görüntülerin istismar amacıyla paylaşılması ya da başka bir deyişle görüntü temelli istismar hem yetkililer hem de teknoloji şirketleri tarafından sistematik biçimde yanlış anlaşılıyor; çünkü zarar hâlâ öncelikli olarak çıplaklık üzerinden tanımlanıyor.
"Müstehcen Olmayan Görüntülerin Açık Zararları" başlığını taşıyan rapor, birçok kadın için tamamen giyinik haldeki bir fotoğrafın da özellikle muhafazakâr topluluklarda, mahrem görüntüler kadar yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini savunuyor.
Raporun yazarı ve Chayn'in kurucusu Hera Hussain, "Bir görüntünün zarar verici olması için çıplaklık içermesi gerekmiyor" diyor.
"Bazen tek bir vücut parçası bile görünmüyor olsa da aynı derecede zarar verici olabiliyor. Görüntü temelli istismar hakkındaki tartışmayı çıplaklıktan çıkarıp rıza eksenine taşımak istiyoruz."
Yıllardır görüntü temelli istismar denildiğinde daha çok "intikam pornosu", yapay zekâ ile üretilen çıplak görüntüler ve açık cinsel içerikler gündeme geliyor. Ancak Chayn'in araştırması, bu yaklaşımın birçok toplumda utanç, itibar ve sosyal kontrolün nasıl işlediğini gözden kaçırdığını ortaya koyuyor.
Bir kişiye son derece sıradan görünen bir fotoğraf, bir başkası için ağır sonuçlar doğurabiliyor. Bir düğünde dans eden bir kadının videosu, plajda çekilmiş bir fotoğraf ya da izinsiz paylaşılan bir selfie buna örnek gösteriliyor.
Kültürel hassasiyetler
Rapora göre zararı belirleyen şey çoğu zaman görüntünün içeriği değil; neden paylaşıldığı, kime ulaştığı ve sonrasında ne gibi sonuçlar doğurduğu.
Chayn, Temmuz 2025 ile Şubat 2026 arasında 64 kişiyle görüşme yaptı. Katılımcılar Pakistan'ın tüm büyük bölgelerinin yanı sıra İngiltere, Kanada, Almanya, Malezya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt'teki Pakistan diasporasından oluşuyordu.
Araştırma, kadınların paylaşılmasından korktuğu görüntü türlerini sıralıyor: Başörtüsüz görünen saçlar, Batılı ya da vücuda oturan kıyafetler, akraba olmayan bir erkekle yan yana çekilmiş bir fotoğraf, sahte bir yazışmanın ekran görüntüsü veya tek bir yüz fotoğrafından yapay zekâ ile üretilmiş bir görsel. Bunların hiçbiri çıplaklık içermiyor. Ancak hepsi zarar verici bir hikâye yaratmak için kullanılabiliyor.
Ayesha Omar için bu tartışma teorik değil. Pakistan sinema ve televizyon sektöründe 20 yılı aşkın süredir çalışan oyuncu, sosyal medyanın yaygınlaşmasından çok önce kendi görüntülerinin çalınıp dolaşıma sokulduğunu anlatıyor.
Yaklaşık on yıl önce Tayland'da bir kadın arkadaşıyla yaptığı tatilde çekilen fotoğrafları, bilgisi dışında bilgisayarından alınarak internette yayımlandı. Fotoğraflarda plajda tek parça mayo ve şort giyiyordu.
Ayesha, "Kariyerime çok zarar verdi. Reklam kampanyalarını kaybettim. Bazı işlerimi kaybettim" diyor.
Bir süre duraksadıktan sonra şunları ekliyor:
"Çünkü benim kültürümde belirli bir imaja uymanız bekleniyor. Bir markayı temsil ediyor ya da televizyonda bir karakteri canlandırıyor olsanız bile. Bu durum bana psikolojik ve duygusal olarak büyük zarar verdi."
Bu deneyimin onu sürekli tetikte biri hâline getirdiğini, çevresinde kendisini gizlice kaydediyor olabilecek insanları devamlı kontrol ettiğini söylüyor.

Hera Hussain'e göre toplum görüntü temelli istismar konusunda yanlış sorular soruyor. Chayn'in yaklaşımı üç temel ölçüte dayanıyor: Kişiye verilen zarar, paylaşımın arkasındaki niyet ve rızanın bulunmaması.
Hussain, Mahnoor'un durumunda bu üç unsurun da mevcut olduğunu belirtiyor. Aynı durumun Ayesha Omar için de geçerli olduğunu söylüyor. Sonuçlar açık: Kaybedilen ilişkiler ve kaybedilen gelir.
"Temel mesele saygı, onur ve rıza. Asıl önemli olan bunlar" diyor.
Rapora göre teknoloji şirketleri ve düzenleyici kurumlar tam da bu ilkeleri uygulamakta başarısız oluyor. Mahnoor, Pakistan Federal Soruşturma Ajansı'na (şimdiki adıyla Ulusal Siber Suç Soruşturma Ajansı) başvurduğunda, görüntülerin çıplaklık veya cinsel içerik içermediği gerekçesiyle dosyasının kurumun yetki alanına girmediği söylendi.
BBC'nin gördüğü yazılı şikâyet başvurusu da aynı gerekçeyle reddedildi. Mahnoor, cep telefonu operatörüne başvurduğunda ise kendisine, ilgili hesaba kayıtlı SIM kartı sunmadığı sürece hiçbir işlem yapılamayacağının söylendiğini aktarıyor. Ancak o SIM kart eski eşi tarafından alınmıştı.
BBC Global Women, Pakistan Ulusal Siber Suç Soruşturma Ajansı'ndan yorum talep etti ancak yanıt alamadı.
Mahnoor ayrıca WhatsApp'ın müşteri şikâyetleri adresine de başvurduğunu söylüyor. Kendisine, görüntülerin platform kurallarını ihlal etmediğinin bildirildiğini aktarıyor. Ancak yazışmalar artık elinde bulunmadığı için bu bilgiyi doğrulamak mümkün olmadı.
WhatsApp, Mahnoor'un dosyası hakkında yorum yapmayı reddetti ancak BBC'yi platformun hangi içeriklere izin verilip verilmediğini açıklayan kurallarına yönlendirdi.
Kurallarda görüntü temelli istismara ilişkin özel bir politika yer almıyor. Ancak başkalarına zarar veren davranışların yasaklandığı belirtiliyor. Ayrıca WhatsApp'ın kullanıcıların veya üçüncü tarafların eylem ve içeriklerini kontrol etmekle yükümlü olmadığı ifade ediliyor. Platform uçtan uca şifreleme kullandığı için gönderilen görüntüleri önceden inceleyemiyor.
WhatsApp'ın çatı şirketi Meta ise çıplak veya cinsel içerikli görüntüler konusunda, Facebook, Instagram, Messenger ve Threads'i güvenli alanlar hâline getirmeye kararlı olduklarını ve insanların fiziksel güvenliğine zarar verme riski taşıyan içerikleri kaldırdıklarını belirtiyor.
'Sistematik bir başarısızlık'
Hera Hussain, teknoloji şirketlerinin kültürel hassasiyetleri yeterince dikkate almamasından endişe duyuyor.
Bildirilen görüntüler genellikle ilk olarak çıplaklık tespiti için eğitilmiş yapay zekâ sistemleri tarafından inceleniyor.
Oysa hangi görüntülerin sorun yaratabileceğini belirlemek, çıplak teni tespit etmekten çok daha karmaşık bir mesele. Hussain'e göre bir kullanıcının, görüntünün bir insan moderatör tarafından incelenmesini sağlamak için son derece ısrarcı olması gerekebiliyor.
Ayrıca şirketlerin daha ucuz otomatik sistemlere yönelmesi ve bölgesel uzmanlığı çok geniş coğrafyalardan sorumlu ekiplerde toplaması nedeniyle insan denetiminin yetersiz kaldığı yönünde kaygılar bulunuyor.
Örneğin Snapchat'in CEO'sunun ABD Senatosu Yargı Komitesi'ne sunduğu bilgilere göre şirketin güven ve güvenlik ekibi küçültüldü.

Kaynak, Hera Hussain
Moderasyon ve güvenlik personeli sayısı 2021'deki 3 bini aşkın seviyeden 2023'te yaklaşık 2 bin 226'ya düştü; bu yüzde 27'lik bir azalma anlamına geliyor.
Kampanyacılar ise yaklaşımın tersine çevrilmesini istiyor. Hussain'e göre platformlar şu anda önce soruşturuyor, sonra içerikleri kaldırıyor. Oysa içeriklerin önce 24 saatliğine kaldırılması, ardından incelenmesi gerektiğini savunuyor.
"Ne kaybedebilirsiniz ki?" diye soruyor.
Hussain, 2017'de Pakistan'da ortaya çıkan bir olayı örnek veriyor. Bir düğünde şarkı söyleyip alkış tutan üç kız kardeşin videosu paylaşılmış, ardından üç kadın öldürülmüştü. Üç erkek akrabaları ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı.
Bu süreçte yükün neredeyse tamamen mağdurun omuzlarında olduğunu söylüyor. Mağdur, görüntüleri tek tek bulmak, tekrar tekrar görmek ve her birini ayrı ayrı bildirmek zorunda kalıyor. Kopyaları topluca kaldırmayı sağlayan basit bir mekanizma bulunmuyor.
"Bütün bu yeniden travma yaşama sürecinden geçiyorsunuz ve sonunda belki de hiç yanıt alamıyorsunuz" diyor.
Rapora göre bu ayrım özellikle önemli; çünkü zarar çoğu zaman yalnızca görüntüdeki kadını etkilemiyor. Sızdırılan bir görüntü bütün aileyi etkileyebiliyor. İşe gitmeye utanan babalar, evlilikleri bozulan kız kardeşler ve toplumun "ayıplı" gözüyle baktığı aileler ortaya çıkabiliyor. Onur kolektif bir değer olarak görülüyor ve toplu utanç tehdidi de bir kontrol aracı hâline geliyor.
Mahnoor için bedel, artık onunla konuşmayan insanlarla ölçülüyor. Üç buçuk yaşındaki kızı bile üst katta yaşayan akrabalarının annesine selam vermediğini fark etmeye başlamış durumda. Sesini elinden alan görüntüler ise herhangi bir platformun tanımına göre zararsız sayılabilecek fotoğraflardı.
Bazı ülkeler görüntü paylaşımını mahremiyet meselesi olarak ele alıyor. Fransa uzun yıllardır "kişinin kendi görüntüsü üzerindeki hakkını" tanıyor.
Medeni Kanun'un 9. maddesine göre, ister kamuya mal olmuş bir kişi ister sıradan bir vatandaş olsun, herkes görüntüsünün nasıl kullanılacağı konusunda münhasır hakka sahip. Ancak haber değeri taşıyan ve gerçek kamu yararı bulunan durumlar bu kapsamın dışında tutuluyor. Buna rağmen tatildeki bir bakanın da mahremiyet hakkı bulunuyor.
Birleşik Arap Emirlikleri ise daha da ileri giderek, kamuya açık alanlarda dahi olsa insanların izinsiz fotoğraflanmasını suç sayıyor ve geniş kapsamlı bir kamu yararı istisnası tanımıyor.
Hera Hussain, "Görüntü temelli istismar çıplak görüntülerden çok daha büyük ve geniş bir mesele" diyor ve bunun bir "sistematik başarısızlık" olduğunu savunuyor.
Polisin, mahkemelerin ve teknoloji platformlarının mağdurlara destek olmak konusunda çok daha iyi bir iş çıkarabileceğini belirten Hussain sözlerini şöyle tamamlıyor:
"Eğer görüntü temelli istismar yaşıyorsanız bilin ki bu sizin suçunuz değil. Yalnız değilsiniz ve Chayn gibi size destek olmak için çalışan kuruluşlar var."

Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.









