'Sesimi son duyuşunuz olabilir': İran'da siyasi idamlar artıyor

    • Yazan, Caroline Hawley
    • Yazan, Ghoncheh Habibiazad
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 4 dk

Hattaki ses cızırtılı. Ancak Mehrab Abdullahzade'nin sesi net ve koşullar göz önüne alındığında şaşırtıcı derecede sakin.

İran'daki idam mahkûmlarından biri. Zamanı tükeniyormuşçasına hızlı konuşuyor. Ve mesajı çaresizliğini yansıtıyor.

Kürdistan İnsan Hakları Ağı'nın elde ettiği bir ses kaydında, "Urumuye Merkez Cezaevi'nden yolladığım mesajı duyuyorsunuz ve bu sesimi son duyuşunuz olabilir" diyor.

"Gözaltına alındığım ilk günden itibaren, işkence ve tehditlerle tamamen gerçek dışı itirafları kabul etmeye zorlandım. Hakkımdaki suçlamaların hiçbiri doğru değil. Onlar da biliyor, Allah da biliyor. Ben masumum."

Mehrab 2022 yılında, başörtüsünü kurallara uygun takmadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra polisin elindeyken hayatını kaybeden Mahsa Amini'nin ölümünü izleyen ülke çapındaki protestolar sırasında tutuklanmıştı. İran'ın Besiç milis gücüne mensup bir kişinin öldürülmesine karışmakla suçlandı.

42 ay süren korku dolu ve uykusuz gecelerin ardından, bu ayın başlarında idam edildi. İnfazı güvenliği tehlikeye sokma suçlamalarıyla yargılananların idamlarındaki artış çerçevesinde yapıldı.

Birleşmiş Milletler, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasından bu yana en az 32 siyasi mahkumun idamını teyit ettiğini kaydediyor.

Bu durum, bir yıldan diğerine keskin bir artışa işaret ediyor. Uluslararası Af Örgütü'ne göre, 2025'te siyasi saiklerle 45 infaz gerçekleştirildi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi de, idam cezasının siyasi muhalefeti susturmak için giderek daha fazla kullanıldığı uyarısında bulundu.

Bu yıl öldürülenlerden bazıları İsrail ya da CIA adına casusluk yapmakla suçlanırken, bazıları da sürgündeki bir muhalif grupla bağlantılı olmakla itham edildi. Bunların 14'ü, binlerce kişinin ölümüne yol açan ve güç kullanılarak bastırılan Ocak ayındaki ayaklanmayla bağlantılı olarak tutuklanmıştı.

Uluslararası Af Örgütü'nden Nassim Papayianni, "İran'da yetkililer idamları insanları asarak gerçekleştiriyor. Bunları şafak vakti yapıyorlar" diyor.

"İran'daki insanlar neredeyse her gün yapılan idamların duyurularına uyanıyor."

"İdam cezasını siyasi baskı aracı olarak kullanıyor, toplumda korku yaratıyor ve var olabilecek her türlü muhalefeti bastırıp, susturuyorlar."

Bazı idamlar kamuoyuna duyurulsa da, BM İnsan Hakları Ofisi'nden bir sözcü BBC'ye, bazılarının gizli gerçekleştirildiğinden kaygı duyduklarını söyledi.

Uluslararası Af Örgütü'ne göre, İran geçen yıl 2.159 kişiyi idam etti. Bu, 1989'dan bu yana en yüksek sayı. Örgüt, bunların büyük çoğunluğunun uyuşturucuyla bağlantılı suçlar ya da cinayet nedeniyle olduğunu belirtiyor.

BM, bu yıl sayının daha da yüksek olabileceğinden endişe ediyor.

Kürdistan İnsan Hakları Ağı'ndan Kaveh Kermanshahi'ye göre, rejim idam cezasını artan ölçüde kullanarak, Ocak ayındaki ayaklanma ve savaş nedeniyle zedelenen otoritesini yeniden tesis etmeye çalışıyor.

"Birden fazla iç ve dış krizle karşı karşıya olduğu bir dönemde, artan baskı ve idamlar yoluyla bir güç gösterisi sergilemeye ve 'Hala buradayım ve hala durumu kontrol ediyorum' mesajını vermeye çalışıyor" diyor.

Geçen ayın sonlarında devlet televizyonu, ülkenin orta kesimlerindeki İsfahan kentinden 21 yaşındaki karate şampiyonu Sasan Azadvar'ın idamına ilişkin bir haber yayımladı.

Ocak ayındaki protestolar sırasında güvenlik güçlerine saldırdığı gerekçesiyle "muharebe" ya da "Allah'a karşı savaş açmak" ve "düşmanla etkin işbirliği" suçlarından hüküm giymişti. Bir polis aracının camını kırmak için sopa kullandığını ve aracı ateşe vermek için benzin istediğini itiraf ettiği görüntülerde yer alıyor.

Ancak ölüme yol açmakla suçlanmadı, oysa uluslararası hukuka göre bu, idam cezasının uygulanabilmesi için gereken yasal eşik.

İranlı yetkililer, idam cezasının artan kullanımı, Sardar Azadvar'ın idamı ve işkence iddialarıyla ilgili BBC'nin yorum talebine yanıt vermedi.

Ancak 30 Nisan'da İran yargısının başındaki Gholamhossein Mohseni Ejei, Ocak ayındaki olaylarla bağlantılı idam cezalarına uluslararası eleştirileri reddetti ve yargının bu eleştirilerden etkilenmeyeceğini söyledi.

İdama mahkum edilenlerin her birinin kendi hikayesi var. Ancak insan hakları aktivistleri bazı kalıplardan söz ediyor. İdam cezası, ülkenin azınlık mensuplarına orantısız biçimde uygulanıyor.

29 yaşındaki havacılık ve uzay mühendisliği yüksek lisans öğrencisi Erfan Shakourzadeh, 11 Mayıs'ta asılarak idam edildi. İran yargısı, İsrail ve ABD istihbaratıyla gizli bilgileri paylaştığı gerekçesiyle mahkum edildiğini açıkladı.

Ancak Norveç merkezli Hengaw İnsan Hakları Örgütü, ölümünden önce yazdığını söylediği bir not yayımladı.

"Uydurma casusluk suçlamalarıyla tutuklandım ve sekiz buçuk ay süren işkence ve tecritten sonra sahte bir itirafa zorlandım. Başka bir masum hayatın sessizce alınmasına izin vermeyin."

Hengaw, yargılama, hüküm verme ve idamların gerçekleşme hızından ve yargı süreçlerinin "şeffaflıktan tamamen yoksun olmasından" derin endişe duyduğunu belirtti.

Hengaw'dan Aywar Shekhi, "İslam Cumhuriyeti, güvenilir kanıtlar sunmadan veya adil yargılanma standartlarını sağlamadan muhalifleri keyfi olarak 'İsrail casusları' olmakla suçlayarak, halka sistematik baskı uygulamayı sürdürüyor" dedi ve "birçok kişinin hayatının risk altında olduğunu" ekledi.

Mehrab Abdollahzadeh, infazından önce cezaevinden gönderdiği sesli mesajında idam mahkumu olmanın yarattığı azabı anlattı.

"Bir mahkum, her gece ve her gün, her an çağrılıp götürülerek idam edilebileceğini düşünüyor. Bir mahkum ancak gece saat 01.00'den sonra, belki düşüncelerini bir nebze bırakıp iki ya da üç saat uyuyarak biraz huzur bulabiliyor" dedi.

Kürdistan İnsan Hakları Ağı'na göre 29 yaşındaki Kürt dükkan sahibi, yakınlarına ya da avukatlarına önceden haber verilmeden idam edildi ve cenazesi ailesine teslim edilmedi.