Kültürel hazineler yok edilirken neden kimse cezalandırılmıyor?

Antik Suriye kenti Palmira'daki yıkılmış müzede bir heykelin yüzü yerde yatıyor.
Dünyanın dört bir yanında kültürel hazineler yok edilirken neden kimse cezalandırılmıyor?
    • Yazan, Sebastian Usher
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 8 dk

Ukrayna sert geçen bir ağustos ayını geride bıraktı. Rus hava saldırıları önemli ölçüde arttı ve binlerce insansız hava aracı fırlatıldı.

Kiev, güneydeki Mikolaiv ve Odessa şehirleri yoğun bir şekilde bombalandı.

Yıkım ve can kayıpları dışında, Odessa'da UNESCO tarafından koruma altına alınmış altı alanın hasar gördüğü bildirildi. Bunlar arasında somon rengindeki 19. yüzyıldan kalma Alexandru Sturdza Evi de bulunuyordu.

Bu durum, kültürel öneme sahip binaların ve nesnelerin yıkımından sorumlu olanlardan hesap sorulmasının neden bu kadar zor olduğu sorusunu yeniden gündeme getirdi.

Ukrayna Kültür Bakanlığı, yalnızca geçen ay içinde Odessa da dahil 148 kültürel miras alanının hasar gördüğünü veya yok edildiğini bildirdi.

Çeşitli Ukraynalı aktivist gruplar, kültürel yıkım ve yağmalama nedeniyle Rusya aleyhine Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (ICC) şikayette bulunarak hesap sorulmasını sağlamaya çalıştı ama henüz hiçbiri için iddianame hazırlanmadı.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki Tehlike Altındaki Arkeoloji projesinde kıdemli araştırmacı Bijan Rouhani, yasal çerçevenin kağıt üzerinde güçlü olabileceğini ancak pratikte yetersiz kaldığını söylüyor.

"Bu suçtan dolayı hiçbir devlet görevlisi yargılanmadı. Kanıt artık engel değil. Uydu görüntüleri, uzaktan algılama ve izleme ekiplerimiz var. Engel yargı yetkisi ve siyasi irade."

Dünyayı kasıp kavuran çatışmalar girdabına bakıldığında, verilen zararı durdurmak veya hesap verebilirliği sağlamak için etkili bir hamlenin mümkün olup olmadığı sorusu her zamankinden daha acil hale geldi.

Gazze'den İran'a savaş kurbanları

Ukrayna'daki, son yıllarda çatışmaların kültürel miras üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha ortaya koyan savaşlardan sadece biri.

Tareq Ebu Dayyeh, Gazze'de el sanatları, hediyelik eşya ve antika satıyor.

Sattığı birçok üründe Gazze Ulu Camii'nin (Büyük Ömer Camii) resmi yer alıyor.

Bu cami, Gazze'nin kimliğini temsil ediyor. Antik pagan tapınağından Bizans kilisesine, yedinci yüzyıl camisinden Haçlı katedraline ve ardından tekrar camiye dönüşmesine kadar binanın birçok farklı halini yansıtarak tarihini gözler önüne seriyor.

Camii, 2023'te İsrail'in düzenlediği bir saldırıda neredeyse tamamen yıkıldı. İsrail ordusu, saldırının Hamas'ı hedef aldığını söyledi.

Filistinli çocuklar Gazze şehrindeki Büyük Ömer Camii'nin avlusunda oyun oynuyor.

Kaynak, LightRocket via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Gazze'deki Ulu Camii, 2023'te İsrail'in düzenlediği saldırıda büyük ölçüde tahrip edildi.

Dayyeh bugün yıkıntıyı her gördüğünde kalbinin kırıldığını söylüyor.

"Geçmişiniz yok olduğunda, bugününüz de olmaz."

Gazze'deki savaş on binlerce insanın can almasına ve tahminen 200 bin binanın İsrail bombardımanı sonucu hasar görmesine veya yıkılmasına yol açtı. Ancak ezici ölüm ve yıkıma rağmen, bu tür kültürel kayıplar çok derinden hissediliyor.

Bu, tarih boyunca savaş gören insanlar tarafından dile getirilen bir duygu.

Sudan, Lübnan, Yemen ve İran'da alarm zilleri defalarca çalındı.

Şubat ayında ABD ve İsrail tarafından başlatılan hava savaşında İran'da 100'den fazla yerin hasar gördüğü bildirildi. Bunlar arasında başkent Tahran'daki UNESCO listesinde yer alan Gülisten Sarayı ve İsfahan'daki Nakş-ı Cihan Meydanı da bulunuyor.

Sudan'daki iç savaş, dünyanın kadim harikalarından biri olan ve Kuş Krallığı döneminde inşa edilen Meravi Piramitleri'ni daha da büyük tehlikeye attı.

2011'de Meravi'yi Dünya Mirası Alanı ilan eden UNESCO, çatışmaların bölgedeki tüm koruma çalışmalarını durdurduğunu ve kırılgan antik yapıların, ilerleyen kum ve bitki örtüsünün neden olduğu erozyona maruz kaldığı uyarısı yaptı.

Zor bir görev

İkinci Dünya Savaşı'nın yol açtığı büyük yıkımdan sonra, silahlı çatışmalar sırasında kültürel mirası korumaya amaçlayan ilk uluslararası antlaşma 1954'te Lahey'de kabul edildi.

Anlaşma, anıtlar ve mimari yapıların yanı sıra sanat eserleri ve kitapları da kapsıyor. İmzacı ülkelere kültürel varlıkları koruma ve saygı gösterme yükümlülüğü ve bunları tehlikeye atabilecek her türlü eylemden kaçınma zorunluluğu getiriyor.

Lahey Sözleşmesi'nden bu yana da kültürel mirasın korunmasına yönelik önlemleri güçlendirmek için çeşitli adımlar atıldı.

1999'da Sözleşmeye Ek İkinci Protokolde, muazzam kültürel önemi nedeniyle daha yüksek koruma altına alınmış herhangi bir alanın, "askeri hedef" haline gelecek şekilde kullanılıyor olsa bile, bu şekilde kullanımına son vermenin başka bir yolu olmadığı durumlar dışında, askeri hedef haline getirilmemesi gerektiği söyleniyor.

2002'de Lahey'de Uluslararası Ceza Mahkemesi kurulduğunda, görevlerinden biri de savaş suçları olarak tanımlanan, dini, sanatsal ve eğitimsel değere sahip binalara ve tarihi anıtlara karşı savaş sırasında yapılan kasıtlı saldırılardan sorumlu olanların hesap vermesini sağlamaktı.

Ancak bu, karmaşık ve zorlu bir görev.

Şimdiye kadar Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yalnızca bir dava başarıyla sonuçlandı. Mali'de cihatçı lider Ahmed el Faki el Mehdi, Timbuktu'daki türbeleri ve bir camiyi yerle bir eden saldırıları yönetmekten suçlu bulundu ve dokuz yıl hapse çarptırıldı.

Malili cihatçı Ahmed el-Faki el-Mehdi, Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (ICC) avukatıyla görüşüyor.

Kaynak, AFP via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Ahmed el Faki el Mehdi, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından bu suçtan yargılanıp mahkum edilen tek isim olarak kaldı.

Ruhani, büyük güçlerin tam desteği ve uluslararası hukuka ve uygulanmasına yönelik gerçek bir taahhüt olmadan, dünyanın aynı yıkıcı döngünün tekrarını izlemeye devam edeceğini söylüyor.

Ruhani, "Çoğu hükümet için kültürel miras, propaganda amacıyla kullanılmadığı sürece ikinci planda kalıyor" diyor.

"Lahey Sözleşmesi, devletlerin askeri kurallarına koruma unsurunu dahil etmelerini ve hem yurt içinde hem de yurt dışında kültürel varlıklara saygı göstermelerini gerektiriyor. Son çatışmalardaki hasarın boyutuna bakıldığında, bu yükümlülüklerin ciddiye alındığı sonucuna varmak zor."

Ukrayna'dan İran'a, Gazze'ye kadar uzanan çatışmalarda, okullar ve hastaneler savaşan taraflarca kabul edilebilir askeri hedefler olarak görülürken, güzellik, tarih ve anılarla dolu bir müzenin veya antik taş yığınının zarar görmeden kurtulma ihtimali ne kadar olabilir ki?

Kültürel miras ambulansları

2022'de kırsal kesimde, tenha bir konumda bulunan, 18. yüzyılda yaşayan Ukraynalı filozof ve şair Hrihoriy Skovoroda'ya adanmış bir müze, Rus bombardımanı sonucu yıkıldı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, bu olay karşısında şaşkına döndüğünü belirtti ve "Müzelere yönelik hedefli saldırılar - bunu teröristler bile düşünmezdi ama işte biz böyle bir orduyla savaşıyoruz" dedi.

Bina ateşe verildi ve bir bekçi yaralandı ancak koleksiyonun büyük bir kısmı halihazırda taşınmıştı.

Dönemin ABD Başkanı Joe Biden, Rusya lideri Vladimir Putin'in sadece Ukrayna'yı ele geçirmeye çalışmakla kalmadığını, aynı zamanda "Ukrayna halkının kültürünü ve kimliğini kelimenin tam anlamıyla yok etmeye çalıştığını" söylemişti.

Bu durum, Ukrayna'daki cephe hattının büyük bir bölümünde de tekrarlandı. Yerel örgütler, ulusal miraslarını Rus saldırılarından korumak için uluslararası gruplarla birlikte çalıştı.

Müze çalışanları, Ukraynalı filozof Hryhorri Skovoroda'nın heykelini, Hryhorri Skovoroda Ulusal Edebiyat Anıt Müzesi'nin yıkılan binasından taşıyor.

Kaynak, AFP via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, 18. yüzyıl Ukraynalı filozof ve şair Hrihoriy Skovoroda'ya adanmış bir müze, Rus saldırısında yıkıldı.

Uluslararası alanda büyük rol oynayan gruplardan biri de, kültürel mirası korumak ve onarmak amacıyla 2017'de Cenevre'de kurulan Aliph Vakfı.

Aliph'te proje yöneticisi olarak çalışan Alexandra Fiebig, gruplarının Ukrayna müzelerine en değerli eserlerini güvenli bir yere taşımaları için milyonlarca dolar fon sağladığını söylüyor.

Bu görev için "kültürel miras ambulansları" diye tanımladığı araçlar kullanıldı.

"Özel ekipman ve alana sahip, özel ekiplerin olduğu bu araçlar, başlangıçta askeri harekatlar sonucu hasar gören müzeleri sık sık ziyaret ediyordu."

Şimdi ise ekiplerin, aceleyle daha güvenli yerlere taşınan eserlerin iyi durumda kalmalarını sağlamak için kontrol ettiğini de söylüyor.

Blue Shield International, çok sayıda savaş bölgesinde faaliyet gösteren ve silahlı kuvvetler ile yerel kültürel miras yetkilileriyle yakın işbirliği içinde çalışan ve, "kültürün Kızılhaçı" olarak tanınmaya başlayan bir kuruluş.

Grubun operasyonlardan sorumlu başkanı Dr. Emma Cunliffe, Ukraynalıların kültürel miraslarını korumak için hayatlarını riske attıklarını söylüyor.

"Hasarı belgelemek için kendi hayatlarını riske atarak büyük çaba gösteriyorlar. Aslında gördüğümüz şeylerden biri de hükümetin birçok farklı önceliğe ve karşılaştığı zorluklara rağmen büyük adımlar atıyor olması."

Diğer çatışmalarda da sivillerin kültürlerini korumak için benzer önlemler aldıkları görüldü.

Şubat 2015'te IŞİD, Irak'ın kuzeyindeki Musul'da antik heykelleri ve eserleri yıkmaktan vazgeçerek, şehrin çok değerli halk kütüphanelerini yağmalamaya başladı. Merkez Kütüphaneyi yaktılar ve binlerce kitabı, özellikle de şehrin tarihini anlatan nadir el yazmalarını yok ettiler veya çaldılar.

Yanan Musul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi'nin genel görünümü.

Kaynak, The Asahi Shimbun via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, IŞİD, 2014'te Musul'u ele geçirdikten sonra şehrin Merkez Kütüphanesi'ndeki kitapları yaktı.

Dr. Muhammed Jasim Muhammed el-Hamdani "Bunlar sadece kitaplar veya raflar değildi, onlarca yıllık bilgi ve araştırmayı temsil ediyorlardı ve Musul Üniversitesi'nin ve toplumun entelektüel mirasının önemli bir parçasını oluşturuyorlardı... Birkaç gün içinde her şey yok oldu" diyor.

Musul'daki ana kütüphane hayatında çok önemli bir rol oynamış, öyle ki şimdi kurumun müdürü.

"Yıkıldığını görmek, kendimden bir parça kaybetmiş gibi hissettirdi. Şehirdeki birçok insanın Musul Üniversitesi ile bağlantılı bir hikayesi vardı ve bu nedenle kaybı çok yakından hissettiler. İşte bu yüzden Musul'un o kısmı IŞİD'den kurtarıldığında, gençler ve yaşlılar kurtarabildiklerini kurtarmak için kütüphaneye akın ettiler."

Kârlı bir ticaret

Toplulukların kültürel varlıkları korumak için harekete geçmelerinin tersi de aynı alanların yağmalanması.

Bu da yine tarihin başlangıcına kadar uzanan savaşın bir yan ürünü.

Cunliffe, yağmalamanın nedenlerini anlamanın (ki bu nedenler bir yerden diğerine değişebilir) gerekli bir başlangıç noktası olduğunu söylüyor.

"Bu da daha büyük yaptırımlara, daha ciddi bir tehdit olarak ele alınması için daha büyük kovuşturmalara yol açabilir" diyor.

Mümkünse, yerel topluluklara bu tür eylemlere yardım ederek kendi miraslarını sattıklarını hissettirmenin önemli olduğunu belirtiyor.

Örneğin Irak ve Suriye'de, IŞİD'in saldırıları sırasında ve sonrasında, paha biçilmez eserlerin yağmalanması büyük bir ölçekteydi.

Değerli eşyalar gizlice dışarı çıkarıldı ve ABD dahil ülke dışına kaçırıldı.

ABD Adalet Bakanlığı'nın yıllarca süren soruşturması, kaçakçılık güzergahlarını takip ederek binlerce yağmalanmış eserin Irak'a iade edilmesini sağladı.

Suriye yetkililerinin koruması altında bulunan 700 Irak antik eserinden bazıları Şam'daki Ulusal Suriye Müzesi'nde sergileniyor.

Kaynak, AFP via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Irak'ta paha biçilmez eserlerin yağmalanması, IŞİD'in saldırıları sırasında yoğunlaştı.

Avrupa'da ve diğer yerlerde, düzenli olarak koordineli, çok uluslu polis ve gümrük operasyonları gerçekleştiriliyor; bu operasyonlarda çok sayıda çalıntı antik eser ele geçiriliyor ve bazı kaçakçılar tutuklanıyor.

Ancak ticaret son derece karlı olmaya devam ediyor ve çatışmaların çokluğu daha da fazla fırsat sunuyor.

Sudan'da, başkent Hartum'daki ulusal müze, 2023 yılında savaşan gruplardan biri olan RSF'nin kontrolüne geçtiğinde hazineler alındı. Kamyonlara yüklendi ve sergi salonları bomboş bırakıldı.

Ukrayna gibi diğer çatışma bölgelerinde olduğu gibi, antik eserleri kurtarmaya çalışanlara özel eğitim verildi ve bu da bazı başarılar sağladı. Ancak müzenin binlerce yıllık bölge tarihini anlatan sergisinin büyük bir kısmı tamamen yitirilmiş olabilir.

Caydırıcılık olasılığı düşük

Kültürel mirasın tahrip edilmesinin ve yağmalanmasının boyutunu sınırlamaya çalışmanın zorlukları çok büyük.

Uluslararası veya devlet düzeyinde yürürlükte olan düzenlemeler var ancak bunları zamanında uygulamaya koymak zaten zor ve çoğu zaman bunu deneme iradesi bile yok.

Aliph ve Blue Shield International gibi kuruluşlar tarafından desteklenen yerel girişimler, küçük ölçekte de olsa fark yaratabilir.

Ancak bir tarihi eseri tahrip eden birinin cezalandırılması ihtimali sıfıra yakınsa, gerçek bir caydırıcılık neredeyse yok denecek kadar az.

Solda, uzanmış bir figür heykelinin yanında Halid el-Esaad görülüyor. Sağda ise elinde lamba tutan bir adam duruyor.

Kaynak, Gamma-Rapho via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Halid el-Esaad, Palmira'nın sırlarını vermeyi reddettiği için öldürüldü.

Dr. Bijan Rouhani, "Durumu değiştirecek olan daha ağır cezalar değil" diyor.

"Ama isimlerinin açıklanması, bu saldırıların emirlerini veren komutanlara tutuklama emri çıkarılması, evrensel yargı yetkisine sahip ulusal mahkemelerde yargılamalar ve adı geçen kişilere hedefli yaptırımlar uygulanması. Bu önlemler yeni bir anlaşma gerektirmez. Devletlerin, müttefiklerine olduğu kadar düşmanlarına karşı da sahip oldukları araçları kullanmaya istekli olmalarını gerektirir."

Taşlara kazınmış kültürel geçmişi silmeye yönelik son dönemdeki tüm girişimler arasında Suriye'deki Palmira hala öne çıkıyor. IŞİD tapınakları havaya uçurdu ve yenilgiye uğratılmasaydı çok daha kötüsünü yapabilirdi.

Onlara karşı duran bir adam sembol haline geldi.

Arkeolog Halid el Esaad, 40 yıl boyunca Palmira'nın baş koruyucusu olmuştu. IŞİD antik kente saldırdığında 80'li yaşlarındaydı.

Onu yakalayıp işkence ederek en değerli eserlerinin nerede saklandığını öğrenmeye çalıştılar. Söylemeyi reddedince, halka açık bir meydanda başını keserek öldürdüler ve cesedini bir trafik lambasına astılar.

El Asaad, karanlık güçlere karşı kültürü kahramanca savunan biri olarak tüm dünyada takdir edildi. Suriye'de Sivil Liyakat Nişanı aldı ve Palmira'da adına bir okul kuruldu.

Ancak hiçbir şey siyasi karışıklıklardan muaf değil.

Yıllar sonra, Suriye'deki yeni yetkililer adını okuldan kaldırdı.

Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.