İsrail kamuoyu Türkiye'ye ve ikili ilişkilere nasıl bakıyor?

    • Yazan, Merve Kara-Kaşka
    • Unvan, BBC Türkçe
    • Bildirdiği yer, Londra
  • Okuma süresi 6 dk

Eretz Nehederet (Harika Bir Ülke), İsrail televizyonlarında 2003 yılından bu yana yayımlanan ülkenin en popüler komedi programlarından biri.

Türkiye'ye saç ektirmeye giden İsrailliler, programda sık sık değinilen bir tema.

2019'daki bir skeçte Türkiye'de saç ektiren bir babanın, operasyondan sonra değişen davranışlarına değiniliyordu.

Skeçte baba bir anda fazla bilgili ve stratejik laflar etmeye başlıyor, yakınlarının şüphesini çekiyordu.

Programın 22 Nisan'da yayımlanan bölümünde ise bu kez konuya Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) dahil oluyor ve MİT, Türkiye'ye saç ekimi için giden İsrailli erkekleri hedef alan gizli bir operasyon yürütüyor.

"Gençlik Folikülleri" başlıklı skeçte, MİT'in Türkiye'ye ucuz saç ekimi için gelen İsrailli erkeklerin kafalarına patlayıcı yerleştirdiği kurgulanmış.

Skeçte bu "tehlikeyi" durdurabilecek tek kişi, 20 yıldan uzun süredir gür ve doğal saçlarını koruyan efsanevi İsrail ajanı rolündeki karizmatik aktör Yehuda Levi olarak gösteriliyor.

Bu, Levi'nin İsrail toplumundaki "yakışıklı ve her daim genç" imajına yapılan eğlenceli bir gönderme.

Ancak skeçte aynı zamanda Levi'nin, ısrarla inkar etse de, saç ektirdiğine dair gittikçe artan bir şüphe var.

İki bölüm arasında geçen dört yılda Ortadoğu'da büyük krizler ve değişimler yaşandı, hala da yaşanıyor.

BBC Türkçe için iki bölümü kıyaslayanLondra'daki City St George's University'de gazetecilik bölümünden Dr. Ayala Panievsky, "İsrail'de hâlâ geniş kitlelere baktığınızda, Türkiye denince insanların aklına gelen ilk şey savaş değil, saç ekimi" diyor.

2022 yılında İsrail'den Türkiye'ye giden turist sayısı tüm zamanların rekorunu kırarak 650 bine yaklaşmıştı.

Ancak İsrail'in, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te ülkede düzenlediği saldırıların ardından başlattığı savaşla birlikte Türkiye ile ilişkiler neredeyse tamamen koptu.

28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan, 8 Nisan'da Pakistan'ın arabuluculuğunda varılan ve uzatılan ateşkes sonrası en azından şimdilik ara verilen savaş ise başta Körfez ülkeleri olmak üzere bütün bölgeyi içine çekti.

Dr. Ayala, İsrail kamuoyundaki tartışmaları çok güçlü şekilde "son birkaç yılın travmalarının" şekillendirdiğini söylüyor:

"'Biz bunu Lübnan'da Hizbullah'a yaptık, şimdi de muhtemelen birileri bize bir şey yapmaya çalışıyor olabilir' gibi bir his... Ayrıca Türkiye'nin Hamas'ı destekleyen bir aktör olarak algılanması meselesi var. Bu da yıllar içinde Gazze'de olan bitene dair genel algının değişmesiyle bağlantılı" diyor.

İsrail Demokrasisinin Yeniden Canlandırılması Merkezi'nde (Centre for the Renewal of Israeli Democracy) Araştırma Görevlisi Dr. Ayala Panievsky, TV programındaki skece fazla anlam yüklememek gerektiğini belirterek, "Genel olarak İsrail'de, başka yabancı aktörlere dair artan bir korku söz konusu" diyor.

Peki bu değişen algı, son yıllarda İsrail'in Türkiye politikasına da yön veriyor mu?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 11 Nisan'da X hesabından İngilizce yaptığı ve doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan sözleri Türkiye'de geniş yankı uyandırdı.

Netanyahu, "İsrail benim önderliğimde, [terör rejimini] besleyen ve kendi Kürt vatandaşlarını katleden Erdoğan'dan farklı olarak, İran'ın terör rejimi ve vekilleriyle savaşmaya devam edecek" dedi.

Netanyahu'nun sözlerine, Türkiye'de iktidardan muhalefete her kesimden siyasetçiler tepki gösterdi.

Erdoğan, Netanyahu'ya yanıtında, "Hiçbir güç Türkiye'ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı'na parmak sallayamaz" dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de İsrail'den yapılan açıklamaları "hadsizlik" olarak nitelendirdi.

Özel, "İsrail'in karşısında Türkiye tam olarak bir ve bütün şekilde aynı tarafta, masumların tarafında durmaktadır. İsrail'in yanında duracak hiçbir CHP'liyi bulamazlar" diye konuştu.

'Küresel Sumud Filosu iddianamesine yanıt'

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nden Türkiye Dış Politikası uzmanı Dr. Gallia Lindenstrauss, Netanyahu ve Erdoğan arasındaki son polemiğin öncekilerden farklı olmadığını söylüyor.

Lindenstrauss'un dikkat çektiği nokta ise son polemiğin, Türkiye'de Netanyahu dahil 35 üst düzey İsrailli yetkili hakkında iddianame hazırlanmasının ardından yaşanması.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Nisan'da Gazze'ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'na silahlı müdahalede bulunulmasına ilişkin olarak Binyamin Netanyahu dahil İsrailli 35 yetkili hakkında iddianame düzenlendiğini açıklamıştı.

İsrail'in gemilere silahlı müdahalesiyle ilgili olarak yetkililere, "insanlığa karşı suç", "soykırım", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "kasten yaralama", "eziyet", "nitelikli yağma" dahil farklı suçlamalar yöneltiliyor.

Dr. Lindenstrauss'a göre Netanyahu'nun sözleri "Ankara'ya gönderilmiş bir mesajdan ziyade, Türkiye'nin iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırma yönünde aldığı karara verilmiş bir tepki"ydi.

'Netanyahu'nun seçim öncesi güçlü görünme ihtiyacının sonucu'

Buna karşın Binyamin Netanyahu'nun sözlerinin, Ekim ayındaki genel seçime hazırlandığı gerçeği göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünenler de var.

Binyamin Netanyahu, İsrail'in tarihinde en uzun süre başbakan olarak görev yapan siyasetçi; şu ana kadar üç dönemde toplam 17 yıl bu görevi sürdürdü.

İsrail'de son kamuoyu araştırmaları, Netanyahu'nun lideri olduğu Likud Partisi'nin yine ilk sırada olduğunu ancak bugün seçim olsa 120 sandalyeli İsrail Parlamentosu'nda sadece 25 sandalye kazanacağını gösteriyor.

BBC Türkçe'ye konuşan İngiliz danışmanlık şirketi Oxford Analytica'nın analizden sorumlu yardımcı direktörü Laura James, "Netanyahu'nun çıkışı esasen Türkiye'ye özel değil. Ekim'de yapılması planlanan İsrail seçimleri bağlamında, içeride ve dışarıda güçlü görünme ihtiyacının bir sonucu" diyor.

Aynı zamanda kıdemli Ortadoğu analisti olan James, "İsrail şu anda hem İran'la fiili bir çatışma ortamında, hem de uluslararası baskı altında. Bu koşullarda Netanyahu'nun her türlü potansiyel güvenlik tehdidine karşı sert bir duruş sergilemesi gerekiyor" yorumunda bulunuyor.

'İsrail'de yankı uyandırmadı'

Peki Netanyahu'nun Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtı sözleri İsrail'de yankı uyandırdı mı?

Dr. Ayala Panievsky, İsrail Başbakanı'nın çıkışının ülke kamuoyunda çok sınırlı yer bulduğunu söylüyor.

Panievsky, İsrailliler'in gündeminde Lübnan ve İran'daki savaşların devam edip etmeyeceğinin daha öncelikli olduğunu belirtiyor; "Bu yüzden bu konu gerçekten arka plana itildi" diyor.

Yeni Sansür (The New Censorship) kitabının da yazarı Panievsky'e göre Türkiye, halihazırda birçok düşman olduğunu düşünen İsrailliler arasında "İran gibi bir düşman olarak algılanmıyor".

Panievsky, "İsrailliler Türkiye'yi tanıyor, birçoğu Türkiye'ye gitti. Bu yüzden böyle bir şey olması çok zor olurdu diye düşünüyorum" diyor.

'Türkiye'yi tehlike olarak gören daha geniş tavrı yansıtıyor'

Türkiye'nin İsrail kamuoyunda yaygınlıkla "tehdit" olarak algılandığını düşünenler de var.

BBC Türkçe'ye konuşan İngiliz düşünce kuruluşu Chatham House'dan araştırmacı Ksenia Svetlova ise "İsrail'de öncelikli hedef İran olsa da Türkiye'ye ve bölgesel rolüne dair artan bir gerginlik var" diyor.

Knesset'te 2015-2019 döneminde milletvekilliği de yapan Svetlova, Türkiye ve İsrail arasında Gazze savaşıyla gerginleşen ilişkiler ve bölgede değişen güç dengelerine dikkat çekiyor.

Svetlova, "Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır arasında oluşmakta olan ittifak, İsrail'i bölgesel düzeyde izole hissettiriyor" diye konuşuyor ve ekliyor:

"Bu gelişmelerden önce İsrail'in önemli bir rol oynadığı 'Ortadoğu'nun NATO'su hayali varken, yeni bir ittifakın oluştuğu ve İsrail'in bunun parçası olmadığı görülüyor."

İsrail'de son dönemde Türkiye'ye karşı sert söylemlerde bulunan yalnızca Netanyahu değildi.

Netanyahu'ya karşı eski başbakan Yair Lapid ile güç birliği yapacaklarını açıklayan bir diğer eski başbakan Naftali Bennett, yakın zamanda yaptığı bir konuşmada, Türkiye için "yeni İran" yorumunda bulunmuştu.

Laura James söylemin İsrail'de iktidar ile sınırlı olmamasını, "Bu durum bir parti meselesinden ziyade, İsrail'in kendini bölgesel tehdit altında hissetmesinin bir yansıması" diyerek açıklıyor.

James'e göre Türkiye'nin NATO üyesi olması, İsrail'in fiili bir askeri çatışmayı düşünmeyeceği anlamına geliyor ancak bu durum söylemi sınırlamıyor:

"Aslında bu, söylemin daha düşmanca hale gelmesi anlamına gelebilir çünkü mevcut koşullar altında Türkiye'ye saldırmanın ana yöntemi bu. Fiziksel saldırı gerçekten çok düşük bir ihtimal."

Netanyahu neden Kürtlerden bahsediyor?

Netanyahu, X'teki paylaşımında Kürtlere açıkça atıfta bulunarak Erdoğan'ı eleştirdi.

Bazı yorumcular, bunun doğrudan İran'da süregelen savaş bağlamında Kürtlerle ilgili olabileceğini düşünüyor.

Dr. Ayala Panievsky, "Türkiye'deki Kürtlerden ziyade Netanyahu için şu anda daha da önemlisi İran'daki Kürtlere bir tür göz kırpma olabilir çünkü hâlâ Ayetullah rejimini devirecek güçlerin bunlar olacağına dair umutları var" diyor.

Laura James ise sözlerin "Küresel Sumud Filosu" iddianamesine yanıt olarak verildiği düşüncesini destekliyor ve "Kürt meselesine yapılan vurgu, Türkiye'yi insan hakları üzerinden eleştirmenin en kolay ve en hazır yolu olduğu için tercih ediliyor" yorumunda bulunuyor.

James'e göre İsrail, bölgede giderek yalnızlaştığını hissediyor ve Kürtler tarihsel olarak "İsrail'in bu tür durumlarda temas kurabildiği bir aktör."

Svetlova ise İsrailli politikacıların, somut bir adım atmadan, özellikle Türkiye ile kriz zamanlarında Kürt meselesini hatırlatmayı "çok sevdiklerini" söylüyor ve ekliyor:

"Benzer şekilde birdenbire Ermeni Soykırım'ının tanınması düzenlemesinin Knesset'te gündeme getirildiğini ve kabul edilmediğini hatırlıyorum."