You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Trump'tan diplomasi geleneğini bozan açıklama: 'Tayvan lideriyle görüşeceğim'
- Yazan, Koh Ewe
- Yayın tarihi
- Okuma süresi 3 dk
ABD Başkanı Donald Trump, olası bir silah satışı konusunda Tayvan lideri Lai Ching-te ile görüşeceğini söyledi; bu, diplomatik gelenekten keskin bir sapmaya işaret ediyor.
ABD ve Tayvan liderleri, Washington'un Pekin hükümetini tanımak için Tayvan ile resmi bağlarını kestiği 1979 yılından bu yana doğrudan görüşmedi.
Pekin, Tayvan'ı kendi toprağı olarak görüyor ve güç kullanarak kontrol altına alma seçeneğini dışlamıyor. 2024'te göreve gelen Lai ise adanın savunmasını güçlendirmek için son yılların en güçlü girişimlerinden birinin arkasında yer alıyor.
ABD uzun süredir Tayvan'ı destekliyor ve yasalarla Tayvan'a kendini savunma imkânı sağlamakla yükümlü ancak bunu yaparken Çin ile diplomatik ilişkisini dengelemek zorunda.
ABD'nin silah satışı konusunda karar almadan önce Lai ile görüşmeyi planlayıp planlamadığı sorulduğunda Trump, "Onunla konuşacağım. Herkesle konuşuyorum... Bunun üzerinde çalışacağız, Tayvan meselesi" dedi.
Ayrıca geçen hafta Pekin'de düzenlenen iki günlük zirvenin ardından Çin Devlet Başkanı Şi ile ilişkisini "harika" olarak nitelendirdi.
ABD, 1979'da Tayvan'a "savunma amaçlı silahlar sağlayabileceğini" belirten Tayvan İlişkileri Yasasını kabul etti; bu nedenle ABD Tayvan'a silah satmaya devam ediyor.
Trump, İHA savar ekipman ve hava savunma füze sistemlerini de içerdiği bildirilen 14 milyar dolarlık silah paketinin satışına onay verip vermeyeceğine henüz karar vermediğini söyledi.
Financial Times'ın haberine göre, Pekin şu anda Pentagon'un en üst düzey politika yetkilisi Elbridge Colby'nin planlanan ziyaretini bekletiyor ve Trump'ın silah anlaşması konusunda nasıl ilerleyeceğine karar vermeden bu ziyareti onaylayamayacağını söylüyor.
Geçen hafta Başkan Şi ile görüşmesinin ardından Air Force One uçağıyla Pekin'den dönerken Trump'a Tayvan'a silah satışları da sorulmuş; o da "yakın zamanda" bir karar vereceğini söylemişti.
"Şu anda Tayvan'ı yöneten kişiyle konuşmam gerekiyor, kim olduğunu biliyorsunuz," demişti.
Trump'ın Pekin ziyareti sırasında Çin, Tayvan'ın ABD ile ilişkilerinde en büyük meselelerden biri olduğunu açıkça ortaya koydu ve Şi, konunun kötü yönetilmesi halinde iki süper güç arasında "çatışma" riski bulunduğu uyarısında bulundu.
Trump ise ada nedeniyle ABD ile Çin arasında bir çatışma ihtimalini gözardı etti ancak Şi'nin Tayvan konusunda "çok güçlü" hislere sahip olduğunu söyledi. Geçen hafta Air Force One'da gazetecilere, "Hiçbir yönde taahhütte bulunmadım" dedi.
Trump-Şi görüşmesinden bu yana Lai, Tayvan'ın "egemen ve bağımsız bir demokratik ülke" olduğunu ve Tayvan Boğazı'ndaki barışın "feda edilmeyeceğini ya da pazarlık konusu yapılmayacağını" belirten açıklamalar yaptı.
Lai ayrıca ABD'nin silah satışlarının "bölgesel barış ve istikrarın korunmasında kilit bir unsur" olduğunu vurguladı.
Bu, Trump'ın gelenekten ilk kez ayrılışı değil. 2016'da, başkan seçildikten sonra dönemin lideri Tsai Ing-wen ile görüşmüş; Çin daha sonra bu görüşme nedeniyle ABD'ye şikayette bulunmuştu.
Trump ayrıca silah satışlarını Şi ile "ayrıntılı biçimde" görüştüğünü de söyledi; doğruysa bu da ABD politikasından dikkat çekici bir sapma anlamına geliyor.
ABD, 1982'de Tayvan'a, silah satışları konusunda Pekin ile istişare etmeyeceği güvencesini vermişti. Ancak Trump, Pekin'den dönüşünde bu taahhüt sorulduğunda 1980'lerin "çok geride kaldığını" söyledi.
Geçen Aralık ayında ABD, Tayvan'a 11 milyar dolarlık bir silah satışını onayladı; bu, şimdiye kadarki en büyük anlaşmalardan biri ve Pekin'in tepkisini çekti.
Tayvan, Başkan Lai döneminde Çin'in artan askeri baskısına karşılık olarak savunma harcamalarını önemli ölçüde artırdı.
Pek çok Tayvanlı kendisini ayrı bir ulusun parçası olarak görse de, çoğunluk Tayvan'ın ne Çin'den bağımsızlık ilan ettiği ne de onunla birleştiği mevcut durumun korunmasından yana.
Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.