Macaristan'da reformlara başlayan yeni hükümet Cumhurbaşkanı Sulyok'u görevden alabilecek mi?

    • Yazan, BBC Türkçe
    • Bildirdiği yer, Londra
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 4 dk

Macaristan'da seçim zaferi ile 16 yıllık Viktor Orban dönemine son veren Başbakan Peter Magyar'ın başlattığı kapsamlı reform süreci, ülkenin siyasi kurumları arasında bir yetki krizine dönüşme potansiyeli taşıyor.

Tartışmanın merkezinde ise 2024'te Orban'ın partisi Fidesz (Macar Yurttaş Birliği) tarafından göreve seçilen Cumhurbaşkanı Tamas Sulyok var.

Mayıs ayında göreve başlıyan Başbakan Magyar, Orban döneminde atanan üst düzey yargı ve devlet kadrolarını değiştirmeyi hedefliyor.

Bu kapsamda en kritik isimlerden biri, görev süresi 2029'da dolacak olan Cumhurbaşkanı Sulyok.

Cumhurbaşkanı, yasaları parlamentoya geri gönderme veya Anayasa Mahkemesi'ne taşıma yetkisine sahip.

Bu durum, hükümetin reformlarını yavaşlatabilecek bir mekanizma olarak görülüyor.

Magyar, "Orban'ın kuklası" olmakla suçladığı Sulyok'a istifa çağrısı yapmış ve bunun için kendisine Mayıs ayı sonuna dek süre vermişti.

Sulyok ise bu çağrıyı "hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığına yönelik tehdit" olarak nitelendirerek istifayı reddetmişti.

Başbakan Magyar, 22 Haziran'da Sulyok'a görevden almayı mümkün kılacak anayasal süreci başlattığını açıkladı.

Magyar, anayasa değişikliğinin onaylanmaması halinde hakkında azil süreci başlatılabileceğini söylediği Sulyok'un 20 Temmuz'a kadar görevden alınabileceğini belirtti.

Macaristan'da cumhurbaşkanı nasıl görevden alınabilir?

Macaristan'da 2011 Anayasası'na göre cumhurbaşkanı, görev süresi boyunca Anayasa'yı "kasten ihlal ederse" veya "kasıtlı bir suç işlerse" görevden alınabilir.

Ülkede bu noktada "görevi ihmal" kapsamında dile getirilen azil gerekçeleri ise 5 Mart'ta Budapeşte çevre yolunda Ukrayna'ya ait altın ve nakit taşıyan bir konvoya el konulması, Cumhurbaşkanı Sulyok'un buna tepki göstermemesi ve Solyok'un devlet bakım evlerindeki çocuklara yönelik iddia edilen suçlar karşısında sessiz kalması.

Sulyok ise Magyar ve lideri olduğu Tisza Partisi'nin kendisine yönelttiği suçlamaları reddediyor ve kendisini hedef alan adımları azil girişimini "görülmemiş bir yasama istismarı ve anayasal darbe" olarak nitelendiriyor.

Sulyok ayrıca konumunu ve haklarını savunmak için sonuna kadar mücadele edeceğini vurguluyor.

'Kurumsal kilitlenme' ihtimali

Macaristan'da iktidardaki Tisza Partisi parlamentoda anayasa değişikliği için gerekli üçte iki çoğunluğa sahip.

Parlamento, cumhurbaşkanı hakkında azil süreci başlatılması yönünde de oy kullanabilir.

Ancak nihai karar, üyelerinin tamamı Fidesz tarafından seçilen 15 üyeli Anayasa Mahkemesi'nde.

Yasalara göre azil için hazır bulunan yargıçların üçte ikisinin onayı gerekiyor.

Bu durum, Macaristan'da fiili bir "kurumsal kilitlenme" ihtimalini gündeme getiriyor.

Magyar hükümeti bu nedenle mevcut kuralları işletmek yerine kuralları değiştirmeyi hedefleyen bir strateji izliyor.

Anayasa değişikliği paketi: Yargı ve kurumlarda köklü dönüşüm

Magyar hükümetinin 22 Haziran'da parlementoya sunduğu anayasa değişikliği paketi yalnızca cumhurbaşkanını hedef almakla kalmıyor; aynı zamanda Anayasa Mahkemesi, yüksek yargı ve diğer kilit kurumların yapısında da önemli değişiklikler öngörüyor.

Düzenlemeler arasında;

  • Anayasa Mahkemesi üyeleri için 70 yaş sınırı getirilmesi
  • Ulusal Yargı Ofisi (OBH) dahil olmak üzere Orban döneminde kurulan bazı yargı organlarının işleyişinin değiştirilmesi
  • Milletvekillerinin görev süresinin 12 yılla sınırlandırılması da var.

Bu durumda Anayasa Mahkemesi Başkanı ve eski başsavcı Peter Polt ile üç hakim daha görevden ayrılmak zorunda kalacak.

Milletvekilleri ile ilgili değişiklik ise yeni isimlerden oluşan Tisza Partisi'ne avantaj sağlıyor. Zira partinin 135 milletvekilinin tamamı yeni isimlerden oluşurken, Fidesz'in mevcut 52 milletvekilinin 28'i (yani %54'ü) 12 yıldan uzun süredir görevde.

Parlamento, 16 Haziran'da başbakanlık görev süresini sekiz yılla sınırlayan bir değişikliği de kabul etmişti.

Viktor Orban, karara tepki göstererek Tisza hükümetinin "sekiz yıl sonrasını hayal etmemesi gerektiğini" söylemişti.

AB fonları ve yolsuzluk tartışmaları

Magyar hükümetinin reformları, Macaristan'ın üyesi olduğu Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri açısından da kritik önem taşıyor.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü, Macaristan'ı son dört yıldır AB'nin "en fazla yolsuzluk yapılan ülkesi" olarak nitelendiriyor.

AB, hukukun üstünlüğü ve yolsuzluk endişeleri nedeniyle milyarlarca euroluk fonu askıya almıştı.

Birliğin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu, Mayıs ayında yolsuzlukla mücadeleye yönelik reformların ilerlemesi halinde 16,4 milyar euroluk finansmanı serbest bırakmayı kabul etti.

Macaristan Parlamentosu'nda 23 Haziran'da kabul edilen yasalar arasında AB fonlarının ve kamu kaynaklarının daha sıkı denetlenmesini amaçlayan bir paket de yer aldı.

Bu düzenlemeler, Macaristan'ın Covid sonrası toparlanma fonundan alması gereken 6 milyar euronun kullanımını kolaylaştırmayı hedefliyor.

Ancak fonun Ağustos ayına kadar kullanılabilir projelere bağlanması gerekiyor.

Medya reformu: Kamu yayıncılığında yeniden yapılanma

Macaristan Parlamentosu, 22 Haziran'da yeni bir medya yasasını da kabul etti. Buna göre:

  • Devlet televizyonu ve radyosunu yönetecek Kamu Medya Kurumu kuruluyor
  • Kamu yayıncısı için içerik üreten MTVA feshediliyor
  • Devlet haber ajansı MTI yeniden bağımsız bir yapıya kavuşuyor
  • Medya Konseyi ve kamu yayıncılarının yönetimi için açık yarışma yöntemi getiriliyor
  • Kamu yayıncılarının bağımsızlığını ve mali yönetimini denetlemek üzere, iktidar ve muhalefet temsilcilerinin yanı sıra medya sektöründen profesyonellerin de yer alacağı Bağımsız Kamu Yayıncıları Kurulu oluşturuluyor

Bundan sonra ne olacak?

Macaristan Cumhurbaşkanı Tomas Sulyok'un yasaları imzalamak veya Anayasa Mahkemesi'ne göndermek için beş günü bulunuyor.

Mahkemenin ise inceleme için 30 günlük süresi var.

Sulyok'un istifasi halinde yeni cumhurbaşkanının seçilmesi ve Anayasa Mahkemesi'nin hızla yeniden şekillenmesi mümkün.

Ancak Fidesz'e yakın yargıçların bu süreci Avrupa Birliği Adalet Divanı'na taşıması bekleniyor.