Motorin 100 lirayı gördü: Günlük yaşamı ve üretimi nasıl etkileyebilir?

Kareli mavi bir gömlek giymiş bir erkek akaryakıt istasyonunda aracına yakıt dolduruyor.

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Motorinin litre fiyatı 17 Eylül'de yapılan zamla birçok kentte ilk kez 100 lirayı aştı.
    • Yazan, Fundanur Öztürk
    • Unvan, BBC News Türkçe
    • Bildirdiği yer, Ankara
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 7 dk

Türkiye'de motorinin litre fiyatı 17 Eylül'de yapılan zamla birçok kentte ilk kez üç haneye çıktı ve 100 lirayı aştı.

18 Eylül'de yayımlanan sektör fiyatlarına göre⁠, motorin İstanbul'un Avrupa yakasında 100,33 lira; Ankara ve İzmir'de ise istasyon fiyatları 101 liranın üzerine çıktı.

Litresi 100 liradan hesaplandığında 50 litrelik bir deponun dolumu 5 bin liraya ulaşıyor.

Ulaşım, tarım ve nakliye

Yeni fiyatlarla 50 litrelik bir depoyu tek seferde doldurmak 28 bin liranın biraz üzerindeki 2026 net asgari ücretinin yaklaşık %18'ine karşılık geliyor.

BBC Türkçe'ye konuşan uzmanlara göre; motorin, kişisel araçların yanı sıra traktörlerde, kamyonlarda ve tırlarda kullanıldığı için fiyat artışı tarım ve nakliye maliyetlerini de etkiliyor.

Ürünler tarladan hale, depoya ve mağazaya gelene kadar birkaç kez taşınabiliyor; soğuk zincirde yakıta ek olarak elektrik maliyeti de oluşuyor.

Ancak pompadaki her artışın market fiyatlarına aynı gün ve aynı oranda yansıması beklenmiyor.

Nakliye şirketlerinin sözleşmeleri, stokların yenilenme süresi ve firmaların maliyeti kâr marjı gibi faktörler belirleyici oluyor.

Uzmanlar, eğer yüksek fiyat kalıcı olur veya artışlar tekrarlanırsa akaryakıt farkının etiketlere yansıyabileceğini değerlendiriyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 16 Eylül'de yaptığı açıklamada, savaşın yol açtığı ekonomik şok olmasaydı, yıl sonu enflasyonunun %31,5 yerine %24,5 olabileceğini belirtmişti.

En çok hangi sektörler etkilenecek?

Zamların doğrudan etkisinin öncelikle karayolu taşımacılığında görülmesi bekleniyor.

TIR, kamyon, otobüs, minibüs, servis, taksi ve kurye işletmelerinde akaryakıt başlıca değişken giderlerden birini oluşturuyor.

Ücretleri tarifeyle belirlenen toplu taşıma ve servis işletmelerinin de zamdan etkileneceği değerlendiriliyor.

Tarımda traktör, biçerdöver, sulama pompaları ve ürünün pazara taşınması motorin kullanıyor.

Hasat döneminde yaşanan fiyat artışının hem mevcut hasadı hem de bir sonraki sezon çiftçilerin ekim tercihlerini etkileyebileceği belirtiliyor.

İnşaat, madencilik, küçük imalat ve jeneratör kullanan işletmeler de hem makine çalıştırma hem lojistik maliyeti üzerinden zamlardan etkileniyor.

Ekonomi yönetimi ne diyor?

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek,16 Eylül'de katıldığı bir televizyon yayınında eşel mobil uygulamasının motorinde yıl sonuna kadar kısmen sürdürüleceğini, 2027 yılında ise devam etmeyeceğini söyledi.

"Eşel mobil sonuna kadar mazotta devam ediyor çünkü mazot rekabet gücünde önemli bir faktördür; taşımacılıkta, tarımda önemlidir" diyen Şimşek, ''Avrupa'da bir litre mazot 150 liranın altında değil. Bizde 100 lira civarı. Biz gerçekten vergiden feragat ettik" ifadesini kullandı.

Ancak Avrupa Komisyonu'nun 14 Eylül fiyatlarını içeren haftalık petrol bülteninde, Avrupa Birliği'nde (AB) vergiler dahil motorinin ağırlıklı ortalaması litre başına 2,15 euro olarak hesaplandı.

Motorinde ÖTV ağustos ayının ikinci yarısında sıfırlanmış, eylül için litre başına 3 TL olarak belirlenmişti.

Şimşek, ağustos ayında motorinde ÖTV sıfırlandığında da "vergiden feragat ettik" ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) ise 13 Ağustos'taki açıklamasında⁠ da motorindeki ÖTV indiriminin yılın tamamına yayılması çağrısı yapmıştı.

Mazotun 100 liraya çıkması tarımı ve çiftçiyi nasıl etkileyecek?

Daha önce BBC Türkçe'ye konuşan Altınbaş Üniversitesi'nden Prof. Hayri Kozanoğlu, mazot fiyatlarının tarımsal üretimi doğrudan etkilediğini ve çiftçilerin girdi maliyeti artışından şikâyet ettiğini hatırlatmıştı.

Tarımda mazot yalnızca ürünün pazara taşınmasında değil; traktörle toprak hazırlama, ekim, ilaçlama ve hasada kadar tüm aşamalarda kullanılıyor.

Ayrıca bazı sulama pompalarından, ürünün hale veya fabrikaya götürülmesine kadar aynı üretim döneminde birkaç kez devreye giriyor.

Bu nedenle pompadaki artış çiftçinin hesabına tek seferde değil, üretimin farklı aşamalarında ekleniyor.

1.000 litre mazot 100 liradan 100 bin liraya mal oluyor; litre fiyatındaki her 1 liralık artış bu faturaya bin lira ekliyor.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği'ne (TZOB) göre, fiyat artışlarının etkisi ürüne ve bölgeye göre değişiyor.

Buğday, arpa gibi geniş arazide yetiştirilen hububatlarda çok büyük alanlar sürüldüğü için traktör uzun süre çalışıyor ve daha çok mazot harcanıyor.

Pamuk, mısır ve şeker pancarında ise ekim, ilaçlama, sulama, hasat gibi çok sayıda makine işlemi gerekiyor. Bu yüzden akaryakıt tüketimi daha da yüksek.

TZOB Ağustos ayı verileri, motorindeki fiyat baskısının, 100 liralık eşik aşılmadan önce de hızlandığını gösteriyor.

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ağustosta mazot fiyatının bir ayda %7, bir yılda %58'e yakın arttığını bildirdi.

Aynı veriler gübre, yem, elektrik ve bitki koruma ürünlerinde de yıllık artış yaşandığını; çiftçinin yalnızca yakıttan kaynaklanmayan birleşik bir girdi maliyetiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Edirne Lalapaşa Ziraat Odası Başkanı Taner Öztürk ise 16 Eylül'de yaptığı açıklamada, son artışın çiftçinin mazotu yoğun kullandığı döneme rastladığını söyledi.

Öztürk, bazı buğday üreticilerinin maliyetin altında satış yaptığını, buğday ve kanolada beklenen fiyatların alınamadığını belirtti.

29 Ağustos 2026 tarihinde çekilen bir havadan görüntüde, Türkiye’nin önde gelen tarım merkezlerinden biri olan Manisa’da kurutulmak üzere serilmiş Sultani çekirdeksiz üzümleri görülüyor. Bağlardan hasat edilen üzümler, kendine özgü yeşil renginden kahverengiye dönmesi için 8 ila 10 gün boyunca kurutma tarlalarında bırakılıyor ve Manisa Ovası’nda yeşil, sarı ve kahverengi tonları oluşturuyor.

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, TMMOB'a göre fiyat artışının etkisi, ürünlerin üretim takvimine göre değişiyor. Bağcılık yapılan bölgelerde hasat sürerken, hububat üreticileri ekim dönemi için hazırlık yapıyor.

'Sorun yalnızca pompadaki fiyat değil'

BBC Türkçe'ye konuşan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Murat Kapıkıran, motorinin 100 lirayı aşmasının yalnızca yeni bir "psikolojik eşik" oluşturduğunu, çiftçinin üzerindeki maliyet baskısının ise uzun süredir devam ettiğini söylüyor.

Kapıkıran'a göre motorin fiyatındaki yükseliş, tarımdaki daha geniş bir yapısal sorunun parçası.

Gübre, tohum ve enerji gibi temel girdilerde ithalata bağımlılığın sürdüğünü belirten Kapıkıran, döviz kurundaki artışların çiftçinin maliyetine doğrudan yansıdığını söylüyor.

Girdi maliyetlerinin azaltılabilmesi için bu ürünlerin yerli üretiminin artırılmasını ve çiftçilerin kooperatifler aracılığıyla daha güçlü biçimde örgütlenmesini öneriyor.

Kapıkıran, kooperatiflerin yalnızca girdi temininde değil, ürünlerin pazarlanması ve çiftçinin finansmana erişiminde de rol üstlenmesi gerektiğini belirtiyor:

"Çiftçiden hem üretmesi, hem girdileri temin etmesi, hem ürününü pazarlaması hem de tahsilatla ilgilenmesi bekleniyor. Bu koşullarda üretimde profesyonelleşmesi güçleşiyor."

Kapıkıran, yeni tarımsal destekleme modelinde mazot ve gübre için daha önce ayrı verilen ödemelerin "temel destek" altında birleştirildiğini hatırlatıyor.

Verdiği bilgiye göre dekar başına 310 liralık temel destek, hububatta uygulanan katsayıyla yaklaşık 400 liraya çıkıyor. Bu tutar mevcut fiyatlarla yaklaşık dört litre motorin almaya yetiyor.

Bir dekar hububat üretimi için yaklaşık sekiz-dokuz litre motorin kullanıldığını belirten Kapıkıran, desteğin mazot giderinin ancak yarısını karşılayabildiğini savunuyor:

"Başlangıçta mazot ve gübre maliyetinin en azından bir bölümünü karşılaması beklenen destek, şimdi yalnızca mazotun yaklaşık yarısına yetiyor. Gübreye ayrılabilecek bir tutar kalmıyor."

'Çiftçi hasattan sonra öderim diyerek borçlanıyor'

Kapıkıran, yeterli finansmana ulaşamayan üreticilerin fide, gübre ve motorini tedarikçilerden vadeli almaya yöneldiğini anlatıyor.

Bu sistemde çiftçi girdileri üretim döneminde alıyor ve borcunu hasattan sonra ödemeyi taahhüt ediyor.

Ancak verim düşük kaldığında veya ürün beklenen fiyattan satılamadığında borçlar ödenemiyor.

Kapıkıran, bunun bazı üreticiler açısından haciz, arazinin elden çıkarılması veya üretimden tamamen çekilme riski doğurduğunu söylüyor:

"Girdiyi temin edememek ya da çok yüksek maliyetle temin etmek üretme motivasyonunu ciddi biçimde azaltıyor.

"Hasat sonunda yeterli gelir oluşmadığında çiftçi borcunu ödeyemiyor ve üretimden çekilmek zorunda kalabiliyor."

'Aracılar yakıt maliyetini katlıyor'

Kapıkıran, ürünlerin tüketiciye ulaşana kadar farklı tüccarlar, depolar ve dağıtım merkezleri arasında taşındığına da dikkat çekiyor.

Ürünün önce yerel bir toplayıcıya, ardından büyük tüccara ve şehirlerdeki depolara taşınması, aynı ürün için birden fazla lojistik gider oluşmasına neden oluyor.

Bu nedenle mazottaki artış yalnızca çiftçinin tarladaki maliyetini değil, ürünün her el değiştirmesindeki taşıma giderini de yükseltiyor.

Kapıkıran'a göre aracıların azaltılması, kooperatiflerin pazarlamada güçlendirilmesi ve ürün tedarik zincirinin yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

Motorinde yapılabilecek geçici bir indirim çiftçinin kısa vadeli giderini azaltabilse de bu yapısal sorunlar çözülmeden üretim üzerindeki maliyet baskısını ortadan kaldırmayacak.

'Akaryakıt artışı fiyatlara yüzde 10-20 yansıyacak bir unsur değil'

BBC Türkçe'ye konuşan İstanbul Perakendeciler Derneği (İstanbul PERDER) Başkanı Rahmi Kartal, motorin fiyatındaki artışın market raflarına doğrudan ve yüksek oranlarda yansımasını beklemediğini söylüyor.

Akaryakıt ve ulaşım giderlerinin marketlerin toplam maliyetleri içinde bir payı bulunduğunu belirten Kartal, bunun tek başına raf fiyatlarında %10-20'lik artış yaratacak bir unsur olmadığını savunuyor.

7 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye'nin Yozgat iline bağlı Akdağmadeni ilçesinde, gün doğarken tahıl hasadı yapan çiftçilerin görüntüsü.

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Yozgat'ta tahıl hasadı yapan çiftçiler günün erken saatlerinde hasat çalışmalarına başlarken, tarım makineleri tarlalarda çalışıyor.

'Fiyat listelerini hemen uygulamıyoruz'

Kartal, genel fiyat artışlarının sürdüğünü ve fiyat listesini üç ila beş aydır yenilemeyen bazı tedarikçilerin perakendecilerden yüzde 5 ila 10 arasında artış talep ettiğini anlatıyor.

Ancak firmaların rekabet koşulları nedeniyle bu artışları tek başına uygulamak istemediğini belirten Kartal, marketlerin de kendilerine ulaşan yeni fiyat listelerini doğrudan raflara yansıtmadığını söylüyor.

Kartal'a göre bir marketin fiyatları rakiplerinden daha hızlı artırması, müşterisini çevredeki başka işletmelere kaptırmasına neden olabiliyor.

Marketlerin düzenlediği indirim kampanyaları da tedarikçilerden gelen yeni fiyatların raflara geçişini geciktirebiliyor:

"Masamıza gelen listeleri hemen yansıtmıyoruz, bekliyoruz. Bir firmanın 100 kalem ürünü varsa bunların 20-30'u indirimde olabiliyor.

"Listeler sert biçimde yükseldiğinde bunları uygularsak müşterimizi yandaki markete kaptırma tehdidiyle karşılaşıyoruz."

Kartal, bu nedenle pompadaki artış ile market fiyatları arasında aynı oranlı ve eş zamanlı bir ilişki kurulamayacağını belirtiyor:

"Akaryakıtın bu hafta zamlanmış olması, hemen bu hafta aynı oranda artış yapılabileceği anlamına gelmiyor. Akaryakıtın yükselmesi, ürün fiyatlarına %10-20 yansıyacak bir şey değil."

'Arz koşulları fiyat artışını sınırlıyor'

Kartal'a göre akaryakıt maliyetinin gıda fiyatlarına etkisini değerlendirirken ürün arzındaki değişimlerin de dikkate alınması gerekiyor.

Perakende sektöründeki gözlemlerine dayanarak bu yıl birçok üründe arzın yüksek olduğunu söyleyen Kartal, bazı üreticilerin değerlendiremedikleri ürünlerini tarlada bırakmak zorunda kaldığını öne sürüyor.

Bazı ürün fiyatlarının geçen yılın gerisinde kaldığını da ifade eden Kartal, bolluk olarak nitelendirdiği bu tablonun akaryakıt maliyetindeki yükselişin raf fiyatlarına geçişini sınırladığını savunuyor:

"Bu sene birçok üründe fazla üretim oldu. Bazı ürünler geçen yılki fiyatların gerisinde kaldı. Bunlar da hesaba katıldığında akaryakıt fiyatlarının raflara çok yüksek bir artış olarak yansımasını beklemiyoruz."

Motorin uzun süre 100 liranın üzerinde kalırsa ne olur?

Kartal, motorin fiyatının aylarca 100 liranın üzerinde kalması halinde de raf fiyatlarını yalnızca akaryakıt maliyetinin belirlemeyeceğini söylüyor.

Ürünün piyasadaki miktarı, üreticinin satış fiyatı ve marketler arasındaki rekabetin de belirleyici olacağını ifade eden Kartal; tavuk, bakliyat, yaş meyve ve sebzede arz koşullarının fiyat artışlarını sınırladığını savunuyor.

Tavuk üreticilerinin mevcut fiyat seviyesinden memnun olduğunu belirten Kartal, buna rağmen yalnızca akaryakıt zammını gerekçe göstererek yeni bir fiyat artışı yapılamayacağını söylüyor:

"Akaryakıta zam geldi diye fiyatları yukarı taşıyamayız. Bu yıl çoğu üründe ortalamanın üzerinde ürün ve hasat olduğunu gözlemliyoruz. Bu nedenle akaryakıt kaynaklı artışları raflara yüksek oranlarda yansıtmayacağız."